NEWS | Former judge detained while fleeing to Greece on 4 June 2018

0

 

Eleven people include former judge İsmail Kurt as well as doctors, engineers and teachers who were earlier dismissed from their jobs as part of the Turkish government’s post-coup crackdown were detained in Edirne while they were reportedly on their way to Greece.

More than 150,000 people have been detained and some 80,000 including academics, judges, doctors, teachers, lawyers, students, policemen and many from different backgrounds have been put in pre-trial detention since July 2016.

Many tried to escape Turkey via illegal ways as the government cancelled their passports like thousands of others.

Source:
sputniknews

JUDGE H. TORUNLAR SENTENCED TO 6 YEARS 3 MONTHS IN PRISON ON 4 JUNE 2018

Dismissed and arrested prosecutor Harun Torunlar was sentenced to 6 years 3 months in jail over the pretext of terrorism charges on 4 June 2018.

Source:
memurlar.net

Darbe bahanesiyle tutuklanan hakim Ayşe Neşe GÜL, yaklaşık 2 yıldır tecrit altında tutuluyor

0

 

2013 yılı sonunda Erdoğan hükümeti üyelerine yönelik yolsuzluk soruşturmalarının ortaya çıkarılmasından sonra, Türk yargısında büyük tasfiyeler yaşanmıştı. Hakim Ayşe Neşe Gül 2014 yılına kadar Türkiye Adalet Akademisinde görevliyken, bu tasfiye rüzgarı içinde görevinden alınan hakimler arasındaydı (1).

Özellikle genç hakim savcılar içinde ciddi şekilde tanınan ve takdir gören Hakim Gül, bunun etkisiyle 2014 HSYK seçimlerinde aday olduğunu açıklamıştı (2). Seçimlere Erdoğan hükümetinin desteklediği YBP grubun karşısında bağımsız aday olarak girerek meslektaşlarının 1/3’inin oyunu (4816 oy) almıştı (3).

Ayşe Neşe Gül, seçimlerden sonra yeni kurulun hazırladığı ilk kararname ile eşiyle birlikte bu kez de ülkenin en kuzeybatısına Edirne’ye yine isteği dışında tayin edilmişti (4). 15 Temmuz askeri darbe teşebbüsünün başlamasından yalnızca 3 saat sonra ise, Hakim Gül ve meslektaşı olan eşi hakkında, söz konusu suça iştirak suçlamasıyla binlerce meslektaşı gibi gözaltı kararı çıkarıldı. Savunmaları alınmaya gerek görülmeden ihraç edilen Gül çifti, yaklaşık 2 yıldır tutuklu bulunuyor. Erdoğan’ın desteklediği grubun karşısına muhalif aday olarak çıkan pek çok hakim ve savcı gibi Hakim Ayşe Neşe Gül de, usul kanunları ve Anayasa’ya aykırı şekilde cezaevinde tecrit altında tutuluyor. Ayrıca Gül çifti uzun bir süredir farklı cezaevlerinde tutuldukları için bu durum hem kendileri hem de aileleri için peşinen cezalandırmanın ayrı bir dramını gözler önüne seriyor(5).

(1) gazetevatan.com

(2) www.t24.com.tr

(3) www.aa.com.tr

(4) www.hurriyet.com.tr

(5) twitter.com/arzuyildiz

RAPOR | Darbe bahanesiyle Erdoğan iktidarının zulmü altında hayatını kaybeden hakim ve savcılar

0

Özellikle son iki yıllık süreçte yargı bağımsızlığının tamamen ortadan kalktığı Türkiye’de, yaklaşık 4.500 yargıç ve savcı meslekten atıldı, binlercesi tutuklandı, bir kısmı sürüldü.

Gözaltına alınan hakim ve savcılar hem gözaltı sürecinde hem de cezaevlerinde ekstra sıkıntılara maruz bırakıldılar. Ters kelepçeleme, hakaret, tehdit, kötü muamele, tek kişilik odalarda tecrit aktında tutma, sağlık hakkından yararlandırmama, malvarlıklarına el koyma, avukatlarıyla ve yakınlarıyla görüştürmeme gibi.

Onurlarıyla görevlerini yaparken, bir gecede hukuksuzca “terörist” ilan edilen yargıç ve savcıların bazıları, uygulanan maddi ve manevi baskıya dayanamayarak hayatlarını kaybetti.

Seyfettin Yiğit

Bu süreçte ilk ölüm haberi 16 Eylül 2016’da Bursa’dan geldi. Tutuklu Cumhuriyet savcısı Seyfettin Yiğit, resmi açıklamaya göre, cezaevi tuvaletinde kendini iple asarak intihar etti. Ailesi, Yiğit’in intihar etmediğini, geçmişte yaptığı soruşturmalar nedeniyle öldürülerek susturulduğunu iddia etti. (1)

Mehmet Tosun

CHP Tunceli Eski Milletvekili Hüseyin Aygün’ün twitter hesabında duyurduğu bir diğer acı olay, Hakim Mehmet Tosun’un vefatıydı. Danıştay’da tetkik hakimi olan ve gözaltına alındığında bir aylık evli olan Tosun’un ‘immun sistemi’nde problem vardı. Tosun’un 2 yıldır tedavi gördüğü, hastalığının seyrinin ihraç edilmesinden sonra olumsuz yönde değiştiği belirtildi. Adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasından bir süre sonra Hakim Tosun hastanede hayatını kaybetti. (2)

Mustafa Erdoğan

Yargıtay üyesi yüksek hâkim Mustafa Erdoğan ise, 2016 Aralık ayında memleketi Antalya’da beyin tümörü teşhisi ile hastaneye yatırıldı. Burada beyin ameliyatı olan Erdoğan, hakkında daha önce çıkarılan yakalama emri nedeniyle hastanede polis nezaretinde tedavi gördü. Erdoğan’ın mal varlığına, maaşına ve banka hesaplarına da tedbir konuldu. Ameliyatın ardından Antalya 3. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından hiçbir gerekçe gösterilmeden tutuklanan hakim Erdoğan, bulunduğu hastanenin tutuklu koğuşunda vücudunun yarısı felçli halde 6 ay tutuldu. Tutuklandığı günden itibaren tahliye talepleri reddedilen Erdoğan’ın ailesi ile görüşmek için yaptığı başvurular da reddedildi. Erdoğan’ın avukatı sağlık sorunları gerekçesiyle serbest bırakılması için Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Mahkeme başvuruyu, “Tutuklunun herhangi bir tehlike altında olmadığı” gerekçesiyle reddetti. 2017 yılı Ağustos ayında hastalığında ilerleme yaşanan Erdoğan yoğun bakıma alındı. Burada da ailesi ile görüşmesine izin verilmeyen Erdoğan, ancak bilinci kapandıktan sonra tahliye edildi. Bilinci kapalı bir şekilde yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren hakim Erdoğan, dördüncü günün sonunda yaşamını yitirdi. (3)

Teoman Gökçe

HSYK 1. Dairesi eski üyesi Teoman Gökçe de, 15 Temmuz darbe girişimin ardından terörizm bahanesiyle tutuklanan hakimlerden biriydi. Gökçe, Erdoğan hükümeti üyelerinin adının karıştığı 17/25 Aralık yolsuzluk soruşturmalarında soruşturma savcılarının görevden el çektirilmesine karşı çıkmasıyla tanınıyordu. Sincan Cezaevi’nde sürekli hakaret ve psikolojik işkenceye maruz kaldığı iddia edilen Gökçe’nin bu süre zarfında 6 ay aralıkla anne ve babası da vefat etti. Yaklaşık 2 yıldır tek kişilik tecrit odasında tutuklu olarak bulunan Teoman Gökçe’nin hücresinde kalp krizi geçirdiğinin anlaşılması üzerine hücresine komşu olan diğer tutukluların görevlileri çağırdığı ancak çağrılara çok geç cevap verildiği iddia edildi. Cezaevi yönetimince Teoman Gökçe’nin kalp krizi sonucu vefat ettiği duyuruldu. (4)

Abuzer Kara

İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi yargıcı iken, 11 Ekim 2017’de talebi olmaksızın ve teamüllere aykırı olarak Ordu’ya sürülen Yargıç Abuzer Kara kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi. Hakim Kara hakkında, dönemin Adalet Bakanı ile Başbakan Erdoğan arasında geçtiği iddia edilen bir telefon kaydı da basına düşmüştü. İstanbul Barosu eski Başkank Avukat Turgut Kazan, hakim Kara’nın vefatının ardından yaptığı açıklamada “Medyaya yansıyan haberler unutulmadı. Başbakan [Erdoğan] önem verdiği bir davanın nasıl beraatle sonuçlandığını soruyordu. Adalet Bakanı da yargıcın Alevi olduğunu söylüyordu. İşte o yargıç Abuzer Kara’ydı. Bu nedenle, bilinen ceza yöntemi kaçınılmaz oldu. Ordu’ya sürüldü. Ailesi İstanbul’da, kendisi orda, stres dolu bir yaşam ölümle sonuçlandı” dedi. (5)

Adalet Betül Çağdır

İngilizce öğretmeni olan Adalet Betül Çağdır ise darbe girişimi sonrası mesleğinden ihraç edilen ve hakkında tutuklama emri çıkarılan bir hakim eşiydi. İhraç edilen tüm hakim savcı ailelerinde olduğu gibi banka hesaplarına ve tüm malvarlıklarına tedbir koyuldu. İki çocuk annesi Çağdır, bu süre zarfında ciddi psiklojik bunalıma girdi. Ve darbe girişiminden 1,5 yıl sonra İstanbul’da, yaşadığı 9. kattaki dairesinin penceresinden atlayarak intihar etti. (6)

Kaynaklar:

1. https://www.sozcu.com.tr/2016/gundem/intihar-ettigi-one-surulen-savcinin-ailesinden-cinayet-iddiasi-1396525/

2. https://www.tr724.com/zulum-devam-ediyor-genc-danistay-hakimi-cezaevinde-hastalandi-ve-hayata-veda-etti/amp/

3. https://www.cumhuriyet.com.tr/amp/haber/turkiye/810869/Bilinci_kapanana_kadar_tahliye_edilmeyen_eski_Yargitay_uyesi_yasamini_yitirdi.html

4. https://grihat.com/hucre-iskencesi-sonucu-olen-hakim-gokcenin-anne-ve-babasi-da-uzuntuden-hayatini-kaybetmis/amp/

5. http://m.t24.com.tr/haber/alevi-diye-fislenen-hakim-surgun-tayininden-sonra-hayatini-kaybetti,599272

6. https://www.tr724.com/omer-faruk-gergerlioglu-yeter-kacinci-khk-intihari/amp/

Investigation launched into Stuttgart prosecutor and financial support given by EAJ to wife of jailed judge Mesut Orta

0

There exists thousands of judges and prosecutors in Turkey dismissed or arrested unduly. Their families left behind, on the other side, were forced to evacuate the lojmans they had resided, all their assests were seized and the bank accounts were blocked. In the face of such a tragedic situation, the European Association of Judges (EAJ) decided to give financial support for their colleagues and their families doomed to hunger in Turkey. Judge Mesut Orta, about whom a detention warrant was issued but not surrender due to arbitrary unlawfulnesses in Turkey, applied for this financial support especially for his family when he remained at large, making contact with this association via e-mail. The correspondences as to the financial support given by EAJ were revealed from the computer records of judge Orta, seized when he was caught.

Accordingly, it was found out that 1300 euro was transferred to the bank account of Judge Orta’s wife by means of two separate transactions by Stuttgart prosecutor P.S. who is a member of EAJ as well. The media outlets under Erdogan’s control alleged that German prosecutor provided help for judge Orta so that he was able to hide out. Judge Orta, held under pre-trial detention arbitrarily over terrorism charges, is being accused this time of the financial support he took from EAJ. According to the reports taking place in press, beside judge Orta, EAJ and Stutgart prosecutor P.S., leading to this fund transfer, have been also included into this investigation (1).

Launching an investigation into foreign lawyers in Turkey is not limited to this incidence. Previously, upon a case was filed against Reza Zarrab in USA for giving so much astronomic bribery to Erdogan and his cabinet members for the violation of Iran sanctions, Turkish prosecutors who are staunch supporter of Erdogan launched investigation into federal prosecutors of USA over charges of giving support to the armed terror organisation! (2).

These happenings are only two examples for the unlawfulnesses being experienced in the last two years in Turkey. The judges and prosecutors of the judiciary under the control of Erdoğan have been continuing to give a hundred thousands of opponents especially their colleagues so much hard times and similar tragedies over alogical and baseless grounds.

Who is judge Mesut Orta?

Beginning to experience judicial task as a judge in criminal law, jugde Mesut Orta was then appointed to the Data Processing Department of Justice Ministry as a rapporteur judge due to graduating from computer programming beside getting a degree of law. Then in 2011, he was appointed to head of the department installing and developing the software of UYAP (Turkish e-justice system), awarded by many international institutions including United Nations. Getting PHD degree in information technologies and having books published in this field, judge Orta had given lectures in universities and Turkish Justice Academy (3).

Judge Orta had rather hide than surrendering because of the reason that thousands of his colleagues were arrested arbitrarily for allegedly having a membership in terror organisation over July 15 coup attempt pretex. However, he was caught and detained upon a detection of his house by police officers he had been hiding in Diyarbakır. Police battered him and his colleagues he resided together when raided his house. The battery evidences were recorded in hospital records in a hospital where the judges were referred. Orta and his colleagues, battered, insulted and threatened, complained about the police officers but the Prosecutor’s office declared decision of non-prosecution (4). In these days, hundreds of Orta’s colleague judges being tried of similar allegations have been unduly sentenced to 6 years and more in prison. However, the prosecutor’ s office seeks 22,5 years jail sentence for judge Orta for managing the armed terror organisation under the pretex of his senior office in Justice Ministry!(5).

Sources:

(1) www.trthaber.com

(2) www.cumhuriyet.com.tr

(3) freejudges.wordpress.com

(4)grihat.com

(5) freejudges.wordpress.com

JUDGE Ü. C. SENTENCED TO 7 YEARS 6 MONTHS IN PRISON ON 1 JUNE 2018

Dismissed and arrested judge Ü. C. was sentenced to 7 years 6 months in jail over the pretext of terrorism charges on 1 June 2018.

Source:
memurlar.net

NEWS | General Assembly of the European Network of Councils for the Judiciary (ENCJ) gathered in Lisbon between 30 May-1 June 2018 and 6th part of decleration is about Turkish judiciary.

General Assembly of the European Network of Councils for the Judiciary (ENCJ) gathered in Lisbon between 30 May-1 June 2018 and 6th part of its decleration is about Turkish judiciary as follows:

“6. The situation in Turkey is also very disturbing. In December 2016 the ENCJ suspended the observer status of the High Council for Judges and Prosecutors for non-compliance with European Standards and the ENCJ Statutes. The ENCJ has more recently learned with great regret that one of the former members of the High Council for Judges and Prosecutors has passed away in detention. The ENCJ wishes to express, once again, its solidarity with the dismissed judges and prosecutors of Turkey and calls upon the relevant Turkish authorities to ensure speedy, open, fair and impartial judicial process for the detained judges and prosecutors. The first reports of the trials against judges and prosecutors give little reason to believe that justice is being valued.”

To whole declaration:
https://pgwrk-websitemedia.s3.eu-west-1.amazonaws.com/production/pwk-web-encj2017-p/2018-06/ENCJ%20Lisbon%20Declaration%20final%201%20June%20-%20adopted%20GA_2.pdf?L5hDLRppxcxl10a5brhio4CgYKf68wN_

HABER| Tutuklu hakim Mesut Orta’nin eşine Avrupa Yargıçlar Birliği tarafından yapılan mali yardıma ve Stuttgart savcısına soruşturma

0

 

Türkiye’de haksız şekilde ihraç edilen veya tutuklanan binlerce hakim savcı var. Geride kalan aileleri ise oturdukları lojmanlardan atıldı, tüm malvarlıklarına ve banka hesaplarına tedbir koyuldu. Bu dram karşısında Avrupa Yargıçlar Birliği, Türkiye’de açlığa mahkum edilen hakim meslektaşları ve aileleri için maddi yardımda bulunma kararı aldı. Hakkında yakalama kararı çıkarılan ancak keyfi hukuksuzluklar nedeniyle teslim olmamayı tercih eden Hakim Mesut Orta, saklandığı dönemde, bu kuruluşla e-mail yoluyla iletişime geçerek kendisi ve özellikle ailesi için mali yardım talep etti. Avrupa Yargıçlar Birliği tarafından yapılan yardıma ilişkin yazışmalar, hakim Orta’nın yakalandığında el koyulan bilgisayar kayıtlarından ortaya çıkarıldı.

Buna göre, hakim Orta’nın eşinin banka hesabına, Alman Hakimler Birliği üyesi Stuttgart Savcısı P. S. tarafından iki ayrı işlemde 1300 Avro gönderildiği belirlendi. Erdoğan kontrolündeki basın ise, Alman Savcı’nın hakim Orta’ya saklanabilmesi için yardım ettiğini iddia etti. Keyfi şekilde terörizm suçundan tutuklanan hakim Orta bu kez de aldığı mali yardım nedeniyle ikinci kez suçlanıyor. Basında yer alan haberlere göre, hakim Orta’nın yanısıra Avrupa Yargıçlar Birliği Fonu ve para transferine aracı olan Stuttgart Savcısı P. S. de soruşturmaya dahil edildi (1).

Yabancı hukukçulara Türkiye’de soruşturma açılması yukardaki olayla sınırlı değil. Daha önce de, Erdoğan’ın ve hükümet üyelerinin ABD’nin İran ambargosunu delmek için Reza Zarrab’dan astronomik miktarda rüşvet almaları nedeniyle ABD’de Reza Zarrab’a dava açılması üzerine Erdogan kontrolundeki Türk savcılar, Zarrab soruşturmasını yürüten ABD Fedaral Savcılarına silahlı terör örgütüne yardım ettikleri gerekçesiyle soruşturma açmıştı! (2).

Bu yaşananlar Türkiye’de son iki yılda yaşanan hukuksuzluklara sadece iki örnek. Erdoğan kontrolundeki yargının hakim ve savcıları, başta meslektaşları olmak üzere muhalif gördüğü yüzbinlerce insana akıl ve mantık dışı iddialarla benzer dramları yaşatmaya devam ediyor.

Hakim Mesut Orta kimdir?

Hakim Mesut ORTA, mesleğine ceza hakimi olarak başladıktan sonra uzmanlık alanı yani hukuk fakültesi lisansı yanında bilgisayar programcılığı mezunu da olması nedeniyle Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı’na tetkik hakimi olarak atandı. 2011 yılında ise, Birleşmiş Milletler de dahil olmak üzere bir çok uluslararası kuruluş tarafından ödüllendirilmiş olan UYAP sistemini (Türkiye e-adalet sistemi) ve yazılımlarını geliştiren birimin Başkanlığı’na getirildi. Bilgi teknolojileri alanında doktora sahibi olan ve yayınlanmış kitapları bulunan hakim Orta, üniversitelerde ve Türkiye Adalet Akademisinde dersler verdi (3).

15 Temmuz darbe girişimi bahanesiyle binlerce meslektaşının terör örgütü üyeliği iddiasıyla keyfi tutuklanması nedeniyle Hakim Orta teslim olmayarak saklanmayı tercih etti. Ancak Diyarbakır’da saklandığı evi polisin tespit etmesiyle yakalandı ve tutuklandı. Polis, eve yaptığı baskın sırasında hakim Orta ve birlikte kaldığı meslektaşını darp etti. Hakimlerin götürüldüğü hastanede, darp izleri hastane raporlarına da geçti. Darp, hakaret ve tehdit edilen hakimler polislerden şikayetçi olsa da, Savcılık tarafından polisler hakkında takipsizlik kararı verildi. (4). Bugünlerde, hakim Orta’nın benzer iddialarla yargılanan yüzlerce meslektaşına haksız şekilde 6 yıldan fazla hapis cezaları verildi. Ancak Hakim Orta’nın, Bakanlıkta üst düzey görev yapmış olması bahane edilerek silahlı terör örgütü yöneticiliği suçlamasıyla hakkında 22,5 yıl hapis cezası isteniyor! (5)

Kaynaklar:

(1) www.trthaber.com

(2) www.cumhuriyet.com.tr

(3) freejudges.wordpress.com

(4) grihat.com

(5) freejudges.wordpress.com

YORUM | 5000 HAKİM SAVCI “TERÖRİST”SE TÜM KARARLARI İPTAL EDİLSİN, DEĞİLSE GÖREVLERİNE İADE EDİLSİN

0

 

İktidardaki AKP ile sıkı bir ittifak içerisinde bulunan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli gazetecilere yaptığı açıklamada, “5 bin hakim ve savcı FETÖ üyesi olduğu için ayıklanmış. Peki bu 5 bin hakim ve savcının görevdeyken haksız yere yargıladığı ve cezalandırdığı insanlar nerede? Onları kim koruyacak, onlara kim sahip çıkacak. 5 bini görevden aldın da kime bu adamlar ceza vermişse onların hepsinin mahkemesinin yeniden görülmesi lazım. Yazık günah bu insanlara.” ifadelerini kullandı.(1)

Bahçeli’nin bu açıklaması Türkiye’nin en ünlü mafya liderlerinden birisi olan Alaattin Çakıcı’yı ziyaretinden kısa bir süre sonra geldi. Bahçeli’nin “Benim ülküdaşım o!” şeklinde tanımladığı Çakıcı, halen eşini öldürme dahil birçok suçtan hükümlü bulunuyor. Bahçeli açıklamasında ayrıca, “Çakıcı Selahattin Demirtaş (HDP’nin tutuklu lideri) kadar suçlu değil” diyerek, yetkisi olsaydı Çakıcı’ya şimdiye kadar af çıkarmış olacağını söyledi.

Bahçeli’nin sırf bir mafya liderini ceza evinden çıkarmak için, 5000 hakim ve savcıya, bu hakim ve savcıların göstermelik yargılamaları dahi bitmeden, “terörist” yaftasını yapıştırarak bunlar tarafından yapılan yargılamaların yeniden yapılmasını istemesi kamuoyunda ve özellikle de sosyal medyada tepkilere yol açtı. Zira 5000 hakim ve savcı yaklaşık iki yıldan bu yana “terör örgütü üyesi” olmakla suçlanmasına rağmen, Bahçeli, iki yıl sonra Çakıcı meselesiyle birlikte konuyu gündeme getirdi. Talebin kişiye özel bir talep olarak algılanmaması için de cinayet, çocuklara cinsel saldırı, uyuşturucu ticareti, insan ticareti, hırsızlık ve yağma dahil çeşitli suçlardan mahkum olmuş onbinlerce hükümlülünün cezaevinden çıkışlarının yolunu açarak kamuoyu desteği sağlamaya çalıştı.

Bahçeli’nin sözleriyle gündeme gelen sorunun temeli şudur:

Ya 5000 hakim ve savcı tarafından verilen on milyonlarca karar aslında ‘silahlı terör örgütü üyelerince” verilmiştir; böyle bir safsatanın kabülü halinde, tüm kararların ‘yok hükmünde’ sayılarak, en başından itibaren yeni bir yargılama yapılması gerekir.

Ya da, 5000 hakim ve savcı ‘terörist’ değildir, dolayısıyla verilen kararlar geçerlidir; bu halde ise, mesleklerinden haksızca atılıp tutuklanan bu hakim savcılara iade-i itibar yapılarak, mesleklerine dönüşleri sağlanmalıdır.

Belirtilmelidir ki, tutuklanan 5000 hakim ve savcının görev yaptıkları dönemlere ait yargılama dosyaları 2 yıldır aleyhlerine delil bulunabilmesi için didik didik edilmesine rağmen herhangi bir usulsüzlük veya aleyhe delil bulunamaması, yargılamaların yargılama dosyalarıyla ilgisiz fişleme listelerine, kuşkulu itirafçı beyanlarına, MİT tarafından excel formatında hazırlanan, hergün yeniden güncellenen ve hukuken delil olma vasfı bulunmayan bylock listelerine vs. dayanması Bahçeli’nin iddialarını tamamen çürütmektedir.

Bu konuda vurgulanması gereken önemli bir konu da şudur: Türkiye’de yargı hiçbir dönemde ideal seviyede adalet üretememiş olmakla birlikte, bu 5000 hakim ve savcının (ortalama 10 yıllık mesleki kıdeme sahip oldukları düşünüldüğünde) görev yaptığı dönemlerde Türk yargısı, hem daha önceki dönemlerle hem de bugünkü yargıyla kıyaslanamayacak kadar iyi bir noktadaydı. Nitekim, 2015 AB ilerleme raporunda Türk yargısının 2007-2013 yılları arasında gösterdiği performans övülmüş; bağımsızlık, etkinlik ve insan haklarının ve temel özgürlüklerin korunması alanında oldukça önemli ilerlemeler kaydedildiği vurgulanmıştır.(2) 5000 civarında hakim ve savcının ihraç edildiği ve tutuklandığı 2016 yılından sonra ise, Türk yargısıyla ilgili uluslararası gözlemcilerin beyanları ve raporlara göre, artık Türkiye’de bağımsız bir yargıdan söz etmek mümkün gözükmemektedir. Yani bahsi geçen bu 5000 hakim ve savcı adeta Türk yargısının oldukça başarılı bir döneminin temsilcileri mahiyetindedir.

Olayın bir diğer boyutu ise, sayılar! Kaç dosyadan bahsediyoruz? Yani sözü edilen 5000 hakim ve savcı çalıştıkları dönemde toplam kaç karara imza atmıştır? Meslekten ihraç edilenler arasında birkaç yıllık kıdeme sahip olanlar da bulunmaktadır, 20-25 yıllık kıdeme sahip olanlar da! Genel bir hesaplama için ortalama kıdem süreleri 10 yıl olarak belirlenebilir. Adalet Bakanlığı istatistiklerine göre, bir hakimin 2015 yılında verdiği karar sayısı 551, savcıların verdiği karar sayısı ise 745.(3) Yani 10 yıl içinde sadece 1 (bir) hakim tarafından verilen ortalama karar sayısı 5510, bir savcının verdiği karar sayısı ise 7450. Buna göre, 5000 hakim ve savcının toplam verdiği karar sayısı 27.550.000 ile 37.250.000 arasında değişmektedir. Birçok davada davanın taraflarının 2 ve daha fazla kişi olduğu düşünüldüğünde, verilen kararlardan etkilenen kişi sayısının çok daha yüksek olduğu açıktır.

Evet, sayın Bahçeli’nin gündeme getirdiği taleple ilgili tablonun özeti şudur: On milyonlarca Türk vatandaşı, yıllarca AB tarafından takdir edilen, evrensel standartlarda yargılama yapıp karar veren ‘teröristler’ (!) tarafından yargılanmış; mahkumiyet kararı verilenler dahi kendilerini kimin yargılandığını farkedememiş, temyiz dilekçelerinde bu konuyla ilgili en ufak bir imada bulunulmamış; ne zaman ki Erdoğan ve Erdoğan yanlısı HSK, 2014 HSK seçimlerinde hükümetin desteklediği YBP adaylarına oy vermedikleri ve muhalif oldukları kanaatiyle fişlenen bu 5000 hakim ve savcının aslında ‘terörist’ olduğunu söylemişler, o zaman herkes kandırıldığını anlamış!

Akıl ve mantık sınırlarını zorlayan bir çelişkiler yumağıdır bu!

Konuya ilişkin Babaeski eski hakimi Sultan Yıldırım’ın twitter hesabından yaptığı yorum, 5000 hakim ve savcının Bahçeli’nin açıklamalarına yorumu mahiyetindedir: “Neymiş? FETÖ gerekçesiyle ihraç edilmiş yaklaşık 5000 hakim ve savcının kararları yeniden incelenmeliymiş! Bu nedir biliyor musunuz? Kararlarımız incelenmeden ihraç edildiğimizin ispatıdır! Biliyoduk da bi de sizden duymuş olduk. Bu arada; keşke incelense. Lehimize delil olurdu:)”.

Kaynak:

1- www.sputniknews.com

2- www.ab.gov.tr

3- www.adlisicil.adalet.gov.tr

NEWS | During its springtime meeting in Berlin on 25th May 2018, the EAJ unanimously adopted following Turkey resolution:

At its meeting in Berlin on 25 May 2018, the European Association of Judges (the EAJ) considered the current situation of the judiciary (included the body of public prosecutors) in Turkey, in particular the continued detention of substantial numbers of the judiciary and prosecutors and the effect on their family members.

The ongoing detention of judges and prosecutors solely based on the assumption that they might have connection to the organization of Fetullah Gülen, is in violation of Articles 5(3), 5(4), 6(1) and 6(2) of the European Convention on Human Rights, together with Article 100 of the Turkish Criminal Procedure Law.

Similarly, the dismissal of thousands of judges and prosecutors without due process solely based on the assumption that they might have connections to the organization of Fetullah Gülen violates standards agreed upon by the competent body of the Council of Europe. The fact that judges who have been dismissed are able to bring dismissal proceedings does not mean that there is no such violation since it is not right to place the burden upon them of proving their innocence. This is in violation of Articles 49 and 50 of Recommendation CM/Rec (2010) 12.

In the first months after the events in July 2016 there were several occasions when judges were put under disciplinary procedures because they release defendants from detention. Even if this practice has been corrected since, the indications are that judges remain under substantial pressure to decide in favour of the prosecution authorities. Again, this is in violation of Article 6(1) of the European Convention on Human Rights.

Lastly, a substantial number of detained judges and prosecutors were held in solitary confinement for a time after they were first detained and others were detained in overcrowded cells. This is in violation of Article 3 of the European Convention on Human Rights.

Therefore, EAJ urgently:

• Calls on the Turkish authorities to change their approach and to return to procedures which are in accordance with the obligations of Turkey as a signatory State of the European Convention on Human Rights and a member of the Council of Europe.

• Calls on the Turkish authorities to re-examine all cases involving judges and prosecutors so as to ensure that they are in accordance with the obligations of Turkey as a signatory State of the European Convention on Human Rights and a member of the Council of Europe.

• Calls on the organs of the Council of Europe to require Turkey to fulfill its obligations as signatory State of the European Convention on Human Rights and a member of the Council of Europe.

NOTES

According to Article 3 of the European Convention on Human Rights, no one shall be subjected to torture or to inhuman or degrading treatment or punishment.

According to Articles 5(3) and (4) of the European Convention on Human Rights, everyone arrested or detained in accordance with the provisions of Article 5(1)(c) shall be brought promptly before a judge or other officer authorized by law to exercise judicial power and shall be entitled to trial within a reasonable time or to release pending trial. Release may be conditioned by guarantees to appear for trial (Article 5(3)). Everyone who is deprived of his liberty by arrest or detention shall be entitled to take proceedings by which the lawfulness of his detention shall be decided speedily by a court and his release ordered if the detention is not lawful (Article 5(4)).

According to Article 6(1) of the European Convention on Human Rights, in the determination of his civil rights and obligations or of any criminal charge against him, everyone is entitled to a fair and public hearing within a reasonable time by an independent and impartial tribunal established by law.

According to Article 6(2) of the European Convention on Human Rights, everyone charged with a criminal offence shall be presumed innocent until proved guilty according to law. Article 100 of the Turkish Criminal Procedure Law contains two conditions for detention: (a) that there is evidence which shows that there is a strong probability that a crime has been committed; and b) that there is a reason which justifies detention such as, for example, an escape risk, a risk of concealment of evidence or a risk as regards witnesses). The only exception is in respect of certain crimes as listed in the third paragraph of Article 100 but, even in relation to such offences, the requirement at a) still needs to be met.

According to Recommendation CM/Rec (2010) 12, security of tenure and irremovability of judges are key elements of the independence of judges. (Article 49). Furthermore, a permanent appointment should only be terminated in cases of serious breaches of disciplinary or criminal provisions established by law, or where the judge can no longer perform judicial functions (Article 50).

Source:

www.iaj-uim.org