Prosecutor Abdullah Bulgen sentenced to 7 years 6 months in prison on 22th June 2018

Dismissed and arrested prosecutor Abdullah Bulgen was sentenced to 7 years 6 months in jail over the pretext of terrorism charges on 22th June 2018.

Source:
memurlar.net

HABER | Parti Yargısı: Yargıtay üyesi Mustafa Aysal, Abdülhamit dönemine atıfta bulunarak “Erdoğan’a sahip çıkalım” dedi.

0

 

21 Haziran 2018

Yargıtay üyesi Mustafa Aysal, Abdülhamit dönemine atıfta bulunarak “Erdoğan’a sahip çıkalım” dedi.

Danıştay üyesi Aysel Demirel’in CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’yi eleştirmesinin ardından skandal bir paylaşım da Yargıtay’dan geldi.

Yargıtay üyesi Mustafa Aysal, Abdülhamid’in tahtan indirilmesinden sonra şair Rıza Tevfik’in pişmanlık içeren şiirini paylaşırken, sonunda “İşte bu pişmanlığı yaşamamak için şimdi Erdoğan’a sahip çıkma zamanı. Sonra son pişmanlık fayda etmez” yorumunu yaptı. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi üyesi Mustafa Aysal, Yargıtay üyelerinin bulunduğu “Yargıtay Forumu” isimli WhatsApp Grubu’nda bir paylaşımda bulundu. Mesajına “Sultan Abdülhamit tahttan indirilmiştir… Koca imparatorluk paramparça olmuş, İslâm coğrafyası dağılmış, mazlumlar sahipsiz ortada kalmış, herkes pişman olmuştur ama iş işten geçmiştir… İşte onlardan biri de Rıza Tevfik” diyen Aysal, “Rıza Tevfik’ın Halife Abdulhamit Han’a yazdığı pişmanlık dolu şiiri”ni paylaştı. 10 kıtalık şiirin ilk iki kıtası şöyleydi: “Nerdesin şevketlim, Sultan Hamid Han?/Feryâdım varır mı bârigâhına?/Ölüm uykusundan bir lâhza uyan,/Şu nankör milletin bak günahına./Târihler ismini andığı zaman, sana hak verecek, ey koca Sultan;/ Bizdik utanmadan iftira atan,/Asrın en siyâsî Padişâhına.” Yüksek yargıç kimliği bulunan ve anayasaya göre tarafsız ve bağımsız olması gereken Aysal, şiirin sonunda “İşte bu pişmanlığı yaşamamak için şimdi Erdoğan’a sahip çıkma zamanı. Sonra son pişmanlık fayda etmez…” ifadelerini kullanarak bir siyasi parti liderine desteğini açıklamış oldu. Mustafa Aysal, bir dönem MHP’de olağanüstü kongreye gidilmesi kararını onayan Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin başkanlığını yaptı.

Kaynak:
www.cumhuriyet.com.tr

HABER | Avrupa Yargıçlar Birliği Başkanı Matos’un, 24 Mayıs 2018 günü Berlin’de yaptığı konuşma

0

 

Prusya kralı Frederick 18. yüzyılda bir yazını Potsdam’a yakın Sans Souci’de geçirmektedir. Ancak yakında bulunan bir yeldeğirmeni kralın muhteşem manzarısına engel teşkil etmektedir. Kral, değirmenin sahibinden satın alınarak yıkılmasını emreder. Talep kendisine iletilen değirmen sahibi satış teklifini kabul etmeyince, bu defa değirmeninin elinden zorla alınacağı şeklinde tehdite maruz kalır. Bunun üzerine değirmen sahibi yargı bağımsızlığının dile getirildiği her ortamda tekrar edilegelen bir atasözü niteliğindeki şu cevabı verir: “Üzgünüm kralım ancak cevabım hayır. Çünkü hala Berlin’de yargıçlar var”.

Bugün burada sizinle birlikte olmak, Avrupa Yargıçlar Birliği’nin temel amacı olan hukukunun üstünlüğü ilkesinin ayrılmaz bir rüknü olan yargı bağımsızlığı ile özdeşleşen Berlin’de konuşmak benim için bir onurdur.

Burada Uluslararası Yargıçlar Birliği’nin bir üyesi olan Avrupa Yargıçlar Birliği Başkanı olarak bulunuyorum. Avrupa Yargıçlar Birliği (EAJ) çatısı altında bugün Avrupa kıtasından 43 farklı ülke derneği yer almaktadır; bizim de üyesi olduğumuz Uluslararası Yargıçlar Birliği’ne (IAJ) ise 5 kıtadan 90 ülke derneğinin katılımı bulunmaktadır. Avrupa kıtasında yargısal örgütlenme olarak en büyük ve temsil kabiliyeti en fazla olan bir organizasyonun başkanı olarak bunları ifade etmekten büyük memnuniyet duyuyorum.

Birçok üyesi iki yıla yakın bir zamandan beri tutuklu bulunan Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV), Türk Hükümeti tarafından olaganüstü şartlar gerekçe gösterilerek kapatıldı. Ancak biz Avrupa Yargıçlar Birliği olarak Türk meslektaşlarımıza bir dayanışma ve yalnız değilsiniz mesajı olması için 44. üyemiz olan Yargıçlar ve Savcılar Birliği’nin üyeliğini devam ettirdik. YARSAV Başkanı, Murat Arslan, IAJ’in resmi teklifine uygun olarak, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi tarafından verilen Vaclav Havel ödülü ile ödüllendirildi. Sayın Arslan, Vaclav Havel Ödülü için kaleme aldığı metinde; “Hakimler ve Savcılar Derneği’ni (YARSAV) kurduk… Çünkü biz, insan hakları temeline dayalı modern, demokratik ve anayasal bir ükede, temel hak ve özgürlüklerin korunmasının olmazsa olmaz şartının bağımsız ve tarafsız bir yargı olduğuna inanıyoruz.” demişti. Tüm bu çabalara karşı, bu gün 24 Mayıs’ta Murat Arslan şöyle haykırmaktadır: “Hukukun askıya alındığı, demokratik değerlerden epeyce uzaklaşıldığı; muhaliflerin, insan hakları savunucularının, gazetecilerin, barış isteyenlerin ve çocuklar ölmesin diye bağıran insanların susturulduğu, terörist denerek damgalandığı ve tutuklandığı bir ülkenin cezaevinden size sesleniyorum. Bir ülke hayal edin, insan hakları savunucuları ve özgürlük mücadelesi verenler için cezaevlerinin uğrak yeri olduğu. Karanlığa doğru giden bir imparatorluk gibi.”

Türk meslektaşımızın korkunç çilesiyle hiçbir şey karşılaştırılamaz. Genel olarak bizim temsilcilerimizin bakış açısından da, Avrupa’da yargıya ilişkin bir kötüleşmenin olduğu algısı bulunmaktadır. Ayrıca yine EAJ tarafından 43 ülke arasında yapılan son bir ankette de, derneklerin yaklaşık %50’sine göre son 5 yılda yargıda kötüleşme olduğu kabul edilmektedir. Sadece %10’luk bir kesim kısmi bir iyileşme olduğunu belirtmiştir. Bu nedenle, şu anda bizim sorumluluğumuz hukukun üstünlüğünü sağlamaya matuf olmak üzere mevcut sorunlara kalıcı çözümler getirmek olmalıdır. Bu ise, sistematize bir rasyonelliğin yeniden gerçekleştirilmesi ile mümkün olacaktır. Yargının insan haklarının korunması bakımından işlevselliğini en etkin şekilde yerine getirmesi “Hukuk Devleti” olmanın en bariz göstergesidir. Şu anda yargı bağımsızlığının kötüleştiğine ilişkin mevcut durum ise, bazı ülkeler bakımından demokratik değerlerden bir sapma olduğuna ilişkin açık bir belirti niteliğindedir.

Avrupa Yargıçlar Birliği, tamamen tarafsız ve apolitik bir kuruluştur; kesinlikle, herhangi bir politik alanda aktör değiliz. Aynen çatısı altında bulunduğumuz ve 65 yıldan beri varlığını devam ettiren Uluslararası Yargıçlar Birliği gibi. Bu uzun geçmişi altında yatan sır ise, politik ideolojiler ile aramıza koydumuz mesafeden kaynaklanmaktadır. Bizim temel hedefimiz slogonanımızda yeraldığı şekli ile oldukça mücadele gerektiren bir amaç: “Yargı Bağımsızlığını Tesis Etmek.”

Papa Francis’in diyaloğun önemini vurgulayan bir düşüncesinde ifade ettiği gibi “hiç vazgeçilmeden tekrarlanması gereken bir kelime var ise, o da diyalog kelimesidir”. Bizim içinde yaşadığımız şu zamana ilişkin tüm endişeleri kamuya açıkça ifade etmenin tam zamandır.

Avrupa geleceğine yönelik büyük bir sınavla karşı karşıya. Çözümler asla sihirli değnekler ile ortaya çıkamaz; “İhtiyacımız olan soğukkanlılık, çelik gibi sinirler ve çok cesaret: Her şeyden öte, uzun vadeli bir vizyon ve çok sabır” (Z. Bauman).

Bazı “gözboyayıcı” ve zararsız değişikliklere rağmen, Polonya’daki son yasal reformlar, temel Avrupa standartlarına yönelik ciddi bir ihlali temsil ediyor, Avrupa antlaşmaları üzerinde öngörülen ilkeleri ihlal ediyor ve ortak Avrupa temel değerlerimizi tehdit ediyor.

Biz yargıçlar olarak değişik argumanlarla gelen tarafları dinleme ve bunlardan elde ettiğimiz sonuca göre ayrıcalıklı bir takdirle karar vermek konusunda eğitimliyizdir; olması gereken yol budur. Gerekçeli bir tartışma ile temellendirilmiş netice bizim mesleğimizin bir esasıdır. Bununla birlikte, mesleğin kendisine sadık kalmak için sınırlar – “kırmızı çizgiler” – aşılmaması gereken sınırlar vardır.

Bu sıkıntılı dönemlerde çok açık olalım ve özellikle Polonya’yı Avrupa Birliği bağlamında ele alalım. Avrupa Yargıçlar Birliği için yargı bağımsızlığı müzakere edilemez. Bu bağlamda, Avrupa Komisyonu’nun – özellikle de Komiser Milletvekili Frans Timmerman’ın – Polonya Hükümet’in yargının bağımsızlığına saygı duyması ve bu hakların korunmasını zorunlu kılma yükümlülüğü ile yüzleşmek için sağladığı çabaları memnuniyetle karşılıyoruz. Bu nedenle, küreselleşme ile beraber artık bizde
yargıçlar olarak daha fazla diyalog halindeyiz. Avrupa Yargıçlar Birliği (EAJ) olarak sivil toplumun önemli bir temsilcisiyiz; ve demokrasi ve hukukun üstünlüğünü savunan Avrupa kurumları –özellikle Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi- bizim aralıksız destek ve yardım ile yanlarında olduğumuzdan kesinlikle emin olmalıdırlar.

XX. yüzyılın ilk yarısının önde gelen yazarı ve entelektüellerinden Stefan Zweig, ölümünden kısa bir süre önce 1942 yılında yazdığı, “Dünün Dünyası: Bir Avrupanın Anıları” adlı bir kitabında:
“Yaşamım boyunca kıyametin tüm canlı ırklarının ortaya çıkmasına ve yayılmasına tanık oldum. Devrim ve kıtlık, enflasyon ve terör, salgınlar ve göç. Büyük kitle ideolojilerinin gözlerimin önünde büyüdüğünü ve yayıldığını gördüm. İtalya’daki Faşizm, Almanya’daki Ulusal Sosyalizm, Rusya’da Bolşevizm ve her şeyden önce, Avrupa kültürümüzün çiçeğini zehirleyen salgın milliyetçiliği.”

Son zamanlarda ortaya çıkan sorunlu örnekler, hepimize bu duruma karşı çıkmak için bir fırsat sunmaktadır. Yargı bağımsızlığı – Avrupa Birliği’nin birçok kez altını çizdiği gibi – hakimlerin bir ayrıcalığı değildir – çoğu zaman tehlikeleri ve tehditleri ima ettiği için tam tersidir – ancak tüm vatandaşlar için temel bir garanti teşkil eder; Bu temel kuralı kabul etmek için direnenler ise, ortak çıkarları göz ardı ederek kendi çıkarlarını takip edenlerdir. Bu konferanstaki konuşmacılara ayrıca teşekkür ediyorum. Konferans bir çok ülke derneklerinden gelen katıcımlara ev sahipliği yapmaktadır. EAJ, yargı bağımsızlığını korumak ve savunmak için çabalarınıza daima saygı gösterecektir.

Avrupa Yargıları Birliği 2018 toplantısı, Alman yargısının en önemli kurumlarından olan Deutscher Richterbund tarafından düzenlendi. EAJ Başkanı olarak, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve demokrasinin korunmasına yönelik yorucu emeği dolayısı ile bu derneğe teşekkkür ediyorum. Avrupa kurumlarının yüksek temsilcilerini bir araya getiren ve “Yargının Bağımsızlığı ve Avrupa’da Hukukun Üstünlüğüne Yönelik Tehlikeler” temasının ele alındığı konferans bu hali güzel bir örnek niteliğindedir. Seçkin ev sahiplerinin katkısı ile gerçekleştirilen bir çalışma.

Hepiniz konferansa hoşgeldiniz!

Jose Igreja Matos
(Avrupa Yargıçlar Birliği Başkanı)

Kaynak:
freejudges.wordpress.com

HABER | Parti Yargısı: Terör suçlarına bakmaya yetkili Bursa 11. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Tamer Keskin 24 Haziran 2018 seçimlerinde Erdoğan’a desteğini açıkladı.

0

 

Terör suçlarına bakmaya yetkili Bursa 11. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Tamer Keskin 24 Haziran 2018 seçimlerinde Erdoğan’a desteğini açıkladı.

Keskin, sosyal medya profiline, Cumhurbaşkanlığı seçimleri için Erdoğan taraftarlarının kullandığı “DEVAM” etiketini ekleyerek, siyasi tercihini ilan etti.

Kaynak:
https://t.co/OhKIgUg1NB

HABER | Parti Yargısı: Stajyer hakim Bilal Çıkrık, AKP’nin seçim propagandası faaliyetlerine katıldı

0

 

Türkiye 24 Haziran 2018 erken seçimlerine doğru giderken AKP’nin seçim çalışmalarından dikkat çeken fotoğraflar geliyor.

Son fotoğraf da İstanbul Güngören’de seçim çalışmaları yapan AKP’nin heyetinden çıktı. Heyette, stajyer hakim olan Bilal Çıkrık’ın da seçim çalışmalarına katıldığı görüldü.

Öyle ki Bilal Çıkrık, AKP’li olduğunu gizlemiyor. Sosyal medya hesabından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile çekilmiş fotoğrafını profil fotoğrafı yapan Çıkrık, sık sık AKP’ye destek paylaşımları da yapıyor.

Kaynak:

https://odatv.com/stajyer-hakim-akpden-cikti-16061850_m.html

NEWS | Turkish Supreme Judicial Council member slams opposition candidate on Twitter: Ahvalnews

0

 

A member of Turkey’s highest administrative court took jabs at Turkey’s leading opposition Republican People’s Party presidential candidate Muharrem İnce on Twitter, criticizing him for his views on the headscarf dating back to 2014, secular Cumhuriyet daily reported.

A former member of the Supreme Council of Judges and Public Prosecutors, Council of State member Aysel Demirel was appointed by Turkish President Recep Tayyip Erdoğan. Demirel violated the political neutrality rule by slamming İnce for his statements regarding the lifting of the headscarf ban from years ago.

Erdoğan’s leading Justice and Development Party (AKP), lifted the ban on the wearing of the Islamic headscarf on university campuses in 2010 while allowing female students to wear the headscarf in state institutions from 2013 and in high school in 2014.

‘’The decision [to lift the headscarf ban] you have made is an act of defiance against the republic,’’ said one statement which Demirel claimed belonged to İnce. The headscarf does away with the freedom for women, said another.

Demirel hit back at İnce on Twitter, saying “Yes the headscarf is no longer an issue today, despite your efforts
and the intentions you try to hide. We have not forgotten what people of Muharrem İnce’s mindset have enabled and we never will.”

The State Council member deleted her Tweet on Sunday afternoon following the buzz it created in Turkish media.

Source:
Ahvalnews

UPDATED REPORT | Judges, prosecutors and their loved ones losing their lives due to the persecution of Erdogan’s government under coup pretext

0

In Turkey, where the independence of the judiciary’s completely disappeared in the past two years, almost 4500 judges and prosecutors were dismissed from the post of judge, thousands were arrested and some were exiled.

The detained judges and prosecutors’ve been subjected to ill treatment and torture both under pre-trial detention period and prisons like rear-hundcuffing, insulting, threat, holding in solitary confinement, confiscation of their assets, not granting right to have a legal advice and also right of a health and family visitation etc.

Some of the judges and prosecutors who were declared as “terrorists” unduly in only one night while exercising judicial task reputably passed away in a way of not being able to stand for the real and moral coercion they were exposed to.

Seyfettin Yiğit

In this period, first death news came through from the province of Bursa on September 16, 2016. According to the official announcement, arrested prosecutor Seyfettin Yiğit committed suicide hanging himself in a prison toilet. His family, on the other hand, claimed he had not committed suicide but killed due to the investigations he carried out in the past so that he was kept silenced (1).

Mehmet Tosun

The death of judge Mehmet Tosun was another heartbreaking incidence which was announced by former CHP Tunceli deputy Hüseyin Aygün in his twitter account. Tosun, rapporteur judge in Council of Satate, was only one-month married when he was detained and had a health problem with his immune system. It was reported that he’d had a medical care for two years and his disease worsened after he was dismissed. Some time after he was released on probation, judge Tosun passed away in hospital (2).

Mustafa Erdoğan

Mustafa Erdoğan, senior judge and former member of Court of Cassation, was taken to hospital on December, 2016 in his home town Antalya with a diagnosis of brain tumour. Having a brain surgery here, Erdoğan received medical treatment escorted by police officers due to a detention warrant issued about him. His assets, salary and bank accounts were taken with a cautionary judgement. After the brain surgery, Erdoğan was arrested by the decision of Antalya 3rd Penal Court of Peace with no grounds and held in the arrestee ward of the hospital for 6 months under paraplegia. Dating from his arrest, both his release requests and applications for family visits were rejected. The lawyer of Erdoğan lodged an application with the Constitutional Court for his release on the grounds of his health problems. However, the Supreme Court dismissed the application on the grounds that “he was not hanged by any thread”. Erdoğan was taken into intensive care on August 2017 upon progression of his disease. Judge Erdoğan, not allowed to have a family visit even in intensive care unit, was released after he had lost his conscious. Being unconsciously fighting for his life in intensive care unit, judge Erdogan passed away at the end of fourth day of his release (3).

Teoman Gökçe

Teoman Gökçe, former member of first department of HSK, was one of the judges arrested following July 15 coup attempt under terrorism pretext. He was known with his opponent stance against removal of the prosecutors from 17/25 December corruption investigations in which Erdogan and his cabinet members’ names were also involved. Being allegedly subjected to insulting and psychological torture continually in Sincan Prison, judge Gökçe lost his parents at six months intervals. Upon it was realized that Gökçe, who was held under arrest in solitary confinement for nearly 2 yeras, had a heart attack in prison cell, it was alleged that other prisoners staying in prison cells next to that of Gökce called the prison wardens immediately, however, the calls were not responded in time, on the contrary, too late. It was announced by Sincan Prison administrative that Teoman Gökce had lost his life due to a heart attack (4).

Alparslan Güngör

Judge Alparslan Güngör, who was dismissed and kept in prison for 3 years, passed away of lung cancer on 16th April 2021.

Judge Güngör was dismissed on political charges on the pretext of the July 15 coup attempt and deprived of his freedom for 3 years.

When he was examined upon his illness after his release, he learned that he had stage 4 lung cancer.

His wife, who was a judge like him, was also dismissed and sentenced to 6 years and 3 months in prison. This case is still on appeal.

Güngör, he was the father of 2 children, aged 1 and 5.

Mehmet Dölen

Judge Mehmet Dölen, who was dismissed and kept in prison for 26 months, passed away of covid-19 on 1st June 2021.

Judge Dölen was dismissed on terrorism charges over the pretext of the July 15 coup attempt and deprived of his freedom for 26 months. He was sentenced to 7 years and 6 months in prison and released until the end of appeal process.

After his release, he learned that he had covid-19.

He died of covid-19 on 1st June 2021.

Abuzer Kara

Abuzer Kara, exiled to the province of Ordu on October 11, 2017 without his demand and against the settled practices while he was a judge of Istanbul Penal Court of First Instance, passed away due to a heart attack. A tape record regarding judge Abuzer Kara fell into press allegedly passing between the justice minister of that time and prime minister Erdoğan. Former head of Istanbul Bar and lawyer Turgut Kazan said in a statement he made after the death of judge Kara “the news reflected to press was not forgotten. In that news, Erdogan asked how a case presenting importance for him concluded with an acquittal. In response, the justice minister told that the judge of the court was Alevi. That aforementioned judge was Abuzer Kara. Accordingly, the well-known penalizing method became inevitable for him which was that he was exiled to Ordu. A life full of stress, stemming from the separation because he was in Ordu and his family was in İstanbul, was expectedly resulted in death” (5).

Lale Yıldız

Purge victim female judge Lale Yıldız died from a heart attack after reinstated. She was firstly dismissed over ByLock usage and reinstated after it was understood that she was not user of it.

“judge Lale Yildiz of Bakırköy District, you all know her, who was dismissed due to ‘FETÖ’ charges and reinstated after having understood that she was one of the victims of “Purple Brain”, is no longer with us. Her heart could just make it till here. Rest in peace my dear sister” judge Nuh Hüseyin Köse tweeted on 22 May 2019.

Adalet Betül Çağdır

Adalet Betül Çağdır, an English teacher, was wife of a dismissed judge about whom a detention warrant was issued after coup attempt. Their all assets were seized and bank accounts were blocked just like other dismissed judges. Çağdır, a mother of two, fell into depression in this period and she committed suicide one and a half year after the coup attempt jumping out of the window of her apartment on the 9th floor (6).

İlhan Ataman

Turkey’s leading human rights defender Ömer Faruk Gergerlioğlu shared a tweet on 19 December 2018 that the release motions of Ibrahim Tufan Ataman a member of the Court of Cassation under arrest were declined throughout the 2.5 years. Mr. Ataman requested release from jail citing that his wife who was cancer was under severe disease and on the verge of death.

His request was accepted after his wife lost her consciousness. Mr. Ataman was released on December 13, 2018, and his beloved wife Ilhan Ataman passed away on December 19, 2018.

Gergerlioglu shared the drama on his social media account, as follows:

“Not convinced, release on the deathbed… İlhan ATAMAN, the wife of İbrahim Tufan ATAMAN a member of the Court of Cassation (Yargıtay) under arrest, passed away yesterday. Although his wife was seriously ill, he had not been released for months. He was released after she lost her consciousness and was taken into intensive care, but it was too late.” (7)

Firdevs Pekgüzel

Former Prosecutor Mehmet Ali Pekgüzel’s wife Firdevs Pekgüzel died in a traffic accident in Ankara on her way to visit her husband in prison, HDP lawmaker and human rights defender Ömer Faruk Gergerlioğlu tweeted on 6 May 2019. (8)

Süheyla Tercan

Erdal Tercan, expelled Constitutional Court member, was arrested in July 2016. He has been in prison so far. He is infected with Covid-19 in prison and virus spreads into his lung. Although he is seriously ill and has been at hospital he is not released, his defense lawyer Oktay Erdoğan shared:

Mr. Tercan was sentenced to 10 years and 7 months in prison on 4 April 2019 over the pretext of terrorism charges.

His wife, lawyer Süheyla Tercan died on 10 March 2020 and Criminal Chamber of Court of Appeal has not even allowed him to attend his wife’s funeral.

Sons of Işık Family

A judge couple fleeing Turkey through Aegen Sea lost their two children in a boat accident on the coast of Chios Island on 27 September 2019.

The boat which was carrying 19 asylum seekers, including judges, academics, teachers and their families, who were trying to escape from unlawful persecution, sank into the waters of the Aegean in the early morning of September 27th, 2019.

While twelve of them were rescued by the Greek Coast Guard, five children and two women died. The victims of the accident were buried in the Chios Island.

The Greek media released the tragic incident and experessed that the survivers were well-educated persons with a good level of French and English and they were seeking political asylum.

According to the sources, Fatma Işık and Nasır Işık, who were on the boat, are bothTurkish judges, who were expelled and tried for the terror charges. Woman judge Fatma Isik was sentenced to 7 years and 6 months in prison and she was held under detention during her pregnancy. The survivor couple however lost their two children, 4-year-old Mahir and 3-year-old Ibrahim.

The Platform of SoE Decree Victims of Istanbul (Istanbul KHK’lilar Platformu in Turkish) shared that Judge Fatma Isik was a brilliant student through his life and she had held the 600th place among more than one million students at the nationwide university entrance exam.

Zeki Güven

Dismissed woman judge Sevda Guven and her husband, dismissed police chief Zeki Guven were rounded up by the police on 22 May 2018. They were arrested over the pretext of terrorism charges on 28 May 2018.

It is reported that, Zeki Güven died because of a heart attack today; however, because of lack of effective investigation about post coup deaths in custodies, his death remains suspicious.

Son of Fatih Canik

Judge Fatih Canik is held in custody in the Kahramanmaras Prison, but his family lives in Afyon. The Canik family, who has to travel a distance of 1500 km (750 km one way) for each visit, once more set-off from Afyon toward Kahramanmaras to attend an open visit. Unfortunately, they had an accident between Goksun and Kahramanmaraş city centre and Judge Canik’s five year old son died. (9)

Mother of Davut Atak

Family of Judge Davut Atak was on road to visit him as he was detained in Sivas Prison. Near Yavu village of Yıldızeli District situated on Sivas-Ankara road, the driver lost the steering control and the vehicle hurtled into the ditch by the road. At the accident, Fadime Atak, mother of Judge Davut Atak, died, and his father was taken into intensive care. Aslı Oktar, Ahmet Ergül, Ahsen Gül, Sevde Gül Atak and the driver were injured. (9)

Brother of Ahmet Demiryurek

Brother of the detained Istanbul Prosecutor Ahmet Demiryurek died at the traffic accident on his way to Silivri Prison where he was going to visit Prosecutor Demiryürek. (9)

 Son of Hakan Oruç

The former Ankara Judge Hakan Oruc accepted the objection filed by some police officers who were under arrest for claims of wiretapping the phone line of the then PM Erdogan while he was serving as a member of the 13thAnkara Criminal Court. Soon after his decision, the HSYK, the now government-dependent Council of Judges and Prosecutors also added the name of Judge Oruç onto the list of those to be displaced. An investigation was initiated against him by the HSYK because he had accepted the Turkish Army’s judicial requests about the trucks found in Adana loaded with weapons. Judge Oruc lost his son during these difficult days when his place of duty was changed and sent away from Ankara. His son, Ilhan Oruc, was getting prepared for the national university entry exam. Having to leave his school and disrupting his preparation for the exam due to the relocation of his father only days before the exam date, caused him deep stress. On 11 March 2016, he had a cardiac arrest and unfortunately passed away. On the morning of 16 July, Hakan Oruc was shown among the jurists detained. His wife was dismissed from her job. He himself was arrested that day and has been in detention since then. The problems of the couple who had lost their 18-year-old son a few months before Judge Oruc was put into custody also continued after the detention. Having suffered a grievous year, the Oruc family is now waiting for the day that Judge Oruc will be released. (9)

 

Sources:

1. www.sozcu.com.tr

2. www.tr724.com

3. www.cumhuriyet.com.tr

4. grihat.com

5. www.t24.com.tr

6. www.tr724.com

7. https://twitter.com/gergerliogluof

8. https://twitter.com/gergerliogluof

9. http://www.platformpj.org

HABER | Partili Yargı: Danıştay üyesi Aysel Demirel twitter hesabından Ana Muhalefet Partisinin (CHP) Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’yi eleştirdi.

0

 

Danıştay üyesi Aysel Demirel twitter hesabından Ana Muhalefet Partisinin (CHP) Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’yi eleştirdi.

Muharrem İnce’nin önceki yıllarda türban hakkında söylediğini iddia ettiği sözleri “Muharrem İnce zihniyetindekilerin yaşattıklarını unutmadık unutmayacağız.” yorumuyla paylaşan Demirel, yoğun tepkiler üzerine attığı twiti sildi.

Gazeteci Zeynep Gürcanlı, “Yargı artık Türkiye yargısı değil, AKP yargısı” (1); Prof. Emre Kongar, “Parti Devleti Danıştayı’nın üyesi: Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devletinde oturduğu makamı derhal terk etmesi gerekir!” (2) şeklinde tepki gösterirken, gazeteci Can Dündar, “HSK üyesi (eskiden) Danıştay üyesi (halen) Partili yargının üyesi (alenen)” ifadelerini kullandı. (3)

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çocukları Bilal Erdoğan ve Esra Albayrak’ın mütevelli heyetinde yer aldığı ve 17-25 Aralık soruşturmalarında adı geçen TÜRGEV’in (4) yöneticisi iken Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından avukatlık kontenjanınından 2014 yılında HSYK üyeliğine atanan Demirel, (5) 2017’ye kadar HSYK üyesi olarak görev yaptı ve birçok kritik karara imza attı. Yaklaşık 5000 hakim ve savcının soruşturma usullerine uyulmaksızın hukuka aykırı şekilde meslekten ihracı Aysel Demirel’in görev yaptığı dönemde gerçekleştirildi. Demirel 19 Mayıs 2017 tarihinde Erdoğan tarafından Danıştay üyeliğine atandı. (6)

Sources:

1-twitter.com/zeynepgurcanli

2-twitter.com/emrkongar

3-twitter.com/candundaradasi

4-www.internethaber.com

5-www.sozcu.com.tr

6-wikipedia.org

Prosecutor Birol Çengil sentenced to 7 years 6 months in prison on 8th June 2018

 

Dismissed and arrested prosecutor Birol Çengil was sentenced to 7 years 6 months in jail over the pretext of terrorism charges on 8th June 2018. Furthermore, court ruled continuation of his detention.

Source:
memurlar.net

HABER | Tahliye edilen hakim, Avrupa Yargıçlar Birliğinden mali yardım aldığının tespiti üzerine yeniden tutuklanıp 6 yıl 10 ay hapis ile cezalandırıldı.

0

 

15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından savunması alınmadan ihraç edilen Hakim Mustafa UĞUR’a ve ailesine yapılan hukuksuzluklar bitmek bilmiyor.

Hakim Uğur’un darbe bahanesiyle tutuklanmasının ardından, öğretmen olan eşi de ihraç edilip, aynı suçlamayla soruşturmaya dahil edilmişti. Hakim Uğur, uzun bir tutukluluk süresinden sonra nihayet 25 Ocak 2018’de mahkeme karşısında kendisini savunma imkanı bulmuş ve adli kontrol şartıyla serbest kalmış, duruşma ise ertelenmişti. (1)

Bu süre zarfında haksız şekilde kocası gibi mesleğinden ihraç edilip malvarlığına ve tüm banka hesaplarına tedbir koyulan Hakim Uğur’un eşi Songül Uğur, eşinin yokluğunda geçinebilmek için Avrupa Yargıçlar Birliği Fonunun maddi yardımından yararlanmak için başvuru yapmıştı. Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki 05/06/2018 tarihindeki duruşmada da mahkeme başkanı, sanık Songül Uğur adına açılan banka hesabına Alman Hakimler Birliği üyesi Stuttgart Savcısı P.S. ve Yargıç S.S. tarafından iki ayrı işlemde 1.271 Avro gönderildiği bilgisine ulaşıldığını aktardı. Hakim Uğur, adli kontrol şartlarına uymasına rağmen ortaya çıkarılan bu yeni delil(!) nedeniyle yeniden tutuklandı. (2)

Avrupa Yargıçlar Birliği Fonu yardımından yararlanmakla suçlanıp yeniden tutuklanan eski hakim ve eşinin son duruşması 12 Haziranda 2018 de görüldü. Mahkeme heyeti, sanık Mustafa Uğur’u 6 yıl 10 ay 15 gün, eşini ise 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırdı (3).

Geçtiğimiz günlerde Avrupa Yargıçlar Birliği Fonundan yararlandığı için tutuklu hakim Mesut Orta hakkında da yeni bir soruşturma açılmıştı. (4)

Özetle, mesleğinden ihraç edilip, askeri darbe teşebbüsü bahane edilerek tutuklanıp serbest kalmış bir hakim ve ailesi, Avrupa Yargıçlar Birliği Fonundan yardım alması nedeniyle insan haklarına aykırı şekilde yeniden tutuklandıktan sonra şimdi de eşiyle birlikte hapis cezası ile cezalandırıldı.

Kaynaklar:

(1) www.gunaydingazetesi.com.tr

(2) memurlar.net

(3) memurlar.net

(4) www.haber7.com