HABER | Parti Yargısı: Stajyer hakim Bilal Çıkrık, AKP’nin seçim propagandası faaliyetlerine katıldı

0

 

Türkiye 24 Haziran 2018 erken seçimlerine doğru giderken AKP’nin seçim çalışmalarından dikkat çeken fotoğraflar geliyor.

Son fotoğraf da İstanbul Güngören’de seçim çalışmaları yapan AKP’nin heyetinden çıktı. Heyette, stajyer hakim olan Bilal Çıkrık’ın da seçim çalışmalarına katıldığı görüldü.

Öyle ki Bilal Çıkrık, AKP’li olduğunu gizlemiyor. Sosyal medya hesabından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile çekilmiş fotoğrafını profil fotoğrafı yapan Çıkrık, sık sık AKP’ye destek paylaşımları da yapıyor.

Kaynak:

https://odatv.com/stajyer-hakim-akpden-cikti-16061850_m.html

HABER | Partili Yargı: Danıştay üyesi Aysel Demirel twitter hesabından Ana Muhalefet Partisinin (CHP) Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’yi eleştirdi.

0

 

Danıştay üyesi Aysel Demirel twitter hesabından Ana Muhalefet Partisinin (CHP) Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’yi eleştirdi.

Muharrem İnce’nin önceki yıllarda türban hakkında söylediğini iddia ettiği sözleri “Muharrem İnce zihniyetindekilerin yaşattıklarını unutmadık unutmayacağız.” yorumuyla paylaşan Demirel, yoğun tepkiler üzerine attığı twiti sildi.

Gazeteci Zeynep Gürcanlı, “Yargı artık Türkiye yargısı değil, AKP yargısı” (1); Prof. Emre Kongar, “Parti Devleti Danıştayı’nın üyesi: Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devletinde oturduğu makamı derhal terk etmesi gerekir!” (2) şeklinde tepki gösterirken, gazeteci Can Dündar, “HSK üyesi (eskiden) Danıştay üyesi (halen) Partili yargının üyesi (alenen)” ifadelerini kullandı. (3)

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çocukları Bilal Erdoğan ve Esra Albayrak’ın mütevelli heyetinde yer aldığı ve 17-25 Aralık soruşturmalarında adı geçen TÜRGEV’in (4) yöneticisi iken Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından avukatlık kontenjanınından 2014 yılında HSYK üyeliğine atanan Demirel, (5) 2017’ye kadar HSYK üyesi olarak görev yaptı ve birçok kritik karara imza attı. Yaklaşık 5000 hakim ve savcının soruşturma usullerine uyulmaksızın hukuka aykırı şekilde meslekten ihracı Aysel Demirel’in görev yaptığı dönemde gerçekleştirildi. Demirel 19 Mayıs 2017 tarihinde Erdoğan tarafından Danıştay üyeliğine atandı. (6)

Sources:

1-twitter.com/zeynepgurcanli

2-twitter.com/emrkongar

3-twitter.com/candundaradasi

4-www.internethaber.com

5-www.sozcu.com.tr

6-wikipedia.org

HABER | Tahliye edilen hakim, Avrupa Yargıçlar Birliğinden mali yardım aldığının tespiti üzerine yeniden tutuklanıp 6 yıl 10 ay hapis ile cezalandırıldı.

0

 

15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından savunması alınmadan ihraç edilen Hakim Mustafa UĞUR’a ve ailesine yapılan hukuksuzluklar bitmek bilmiyor.

Hakim Uğur’un darbe bahanesiyle tutuklanmasının ardından, öğretmen olan eşi de ihraç edilip, aynı suçlamayla soruşturmaya dahil edilmişti. Hakim Uğur, uzun bir tutukluluk süresinden sonra nihayet 25 Ocak 2018’de mahkeme karşısında kendisini savunma imkanı bulmuş ve adli kontrol şartıyla serbest kalmış, duruşma ise ertelenmişti. (1)

Bu süre zarfında haksız şekilde kocası gibi mesleğinden ihraç edilip malvarlığına ve tüm banka hesaplarına tedbir koyulan Hakim Uğur’un eşi Songül Uğur, eşinin yokluğunda geçinebilmek için Avrupa Yargıçlar Birliği Fonunun maddi yardımından yararlanmak için başvuru yapmıştı. Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki 05/06/2018 tarihindeki duruşmada da mahkeme başkanı, sanık Songül Uğur adına açılan banka hesabına Alman Hakimler Birliği üyesi Stuttgart Savcısı P.S. ve Yargıç S.S. tarafından iki ayrı işlemde 1.271 Avro gönderildiği bilgisine ulaşıldığını aktardı. Hakim Uğur, adli kontrol şartlarına uymasına rağmen ortaya çıkarılan bu yeni delil(!) nedeniyle yeniden tutuklandı. (2)

Avrupa Yargıçlar Birliği Fonu yardımından yararlanmakla suçlanıp yeniden tutuklanan eski hakim ve eşinin son duruşması 12 Haziranda 2018 de görüldü. Mahkeme heyeti, sanık Mustafa Uğur’u 6 yıl 10 ay 15 gün, eşini ise 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırdı (3).

Geçtiğimiz günlerde Avrupa Yargıçlar Birliği Fonundan yararlandığı için tutuklu hakim Mesut Orta hakkında da yeni bir soruşturma açılmıştı. (4)

Özetle, mesleğinden ihraç edilip, askeri darbe teşebbüsü bahane edilerek tutuklanıp serbest kalmış bir hakim ve ailesi, Avrupa Yargıçlar Birliği Fonundan yardım alması nedeniyle insan haklarına aykırı şekilde yeniden tutuklandıktan sonra şimdi de eşiyle birlikte hapis cezası ile cezalandırıldı.

Kaynaklar:

(1) www.gunaydingazetesi.com.tr

(2) memurlar.net

(3) memurlar.net

(4) www.haber7.com

Darbe bahanesiyle tutuklanan hakim Ayşe Neşe GÜL, yaklaşık 2 yıldır tecrit altında tutuluyor

0

 

2013 yılı sonunda Erdoğan hükümeti üyelerine yönelik yolsuzluk soruşturmalarının ortaya çıkarılmasından sonra, Türk yargısında büyük tasfiyeler yaşanmıştı. Hakim Ayşe Neşe Gül 2014 yılına kadar Türkiye Adalet Akademisinde görevliyken, bu tasfiye rüzgarı içinde görevinden alınan hakimler arasındaydı (1).

Özellikle genç hakim savcılar içinde ciddi şekilde tanınan ve takdir gören Hakim Gül, bunun etkisiyle 2014 HSYK seçimlerinde aday olduğunu açıklamıştı (2). Seçimlere Erdoğan hükümetinin desteklediği YBP grubun karşısında bağımsız aday olarak girerek meslektaşlarının 1/3’inin oyunu (4816 oy) almıştı (3).

Ayşe Neşe Gül, seçimlerden sonra yeni kurulun hazırladığı ilk kararname ile eşiyle birlikte bu kez de ülkenin en kuzeybatısına Edirne’ye yine isteği dışında tayin edilmişti (4). 15 Temmuz askeri darbe teşebbüsünün başlamasından yalnızca 3 saat sonra ise, Hakim Gül ve meslektaşı olan eşi hakkında, söz konusu suça iştirak suçlamasıyla binlerce meslektaşı gibi gözaltı kararı çıkarıldı. Savunmaları alınmaya gerek görülmeden ihraç edilen Gül çifti, yaklaşık 2 yıldır tutuklu bulunuyor. Erdoğan’ın desteklediği grubun karşısına muhalif aday olarak çıkan pek çok hakim ve savcı gibi Hakim Ayşe Neşe Gül de, usul kanunları ve Anayasa’ya aykırı şekilde cezaevinde tecrit altında tutuluyor. Ayrıca Gül çifti uzun bir süredir farklı cezaevlerinde tutuldukları için bu durum hem kendileri hem de aileleri için peşinen cezalandırmanın ayrı bir dramını gözler önüne seriyor(5).

(1) gazetevatan.com

(2) www.t24.com.tr

(3) www.aa.com.tr

(4) www.hurriyet.com.tr

(5) twitter.com/arzuyildiz

[GÜNCEL RAPOR] Darbe bahanesiyle Erdoğan iktidarının zulmü altında hayatını kaybeden hakimler, savcılar ve aile bireyleri

0

Özellikle son iki yıllık süreçte yargı bağımsızlığının tamamen ortadan kalktığı Türkiye’de, yaklaşık 4.500 yargıç ve savcı meslekten atıldı, binlercesi tutuklandı, bir kısmı sürüldü.

Gözaltına alınan hakim ve savcılar hem gözaltı sürecinde hem de cezaevlerinde türlü eziyetlere maruz bırakıldılar. Ters kelepçeleme, hakaret, tehdit, kötü muamele, tek kişilik odalarda tecrit aktında tutma, sağlık hakkından yararlandırmama, malvarlıklarına el koyma, avukatlarıyla ve yakınlarıyla görüştürmeme gibi.

Onurlarıyla görevlerini yaparken, bir gecede hukuksuzca “terörist” ilan edilen yargıç ve savcıların bazıları, uygulanan maddi ve manevi baskıya dayanamayarak hayatlarını kaybetti.

Seyfettin Yiğit

Bu süreçte ilk ölüm haberi 16 Eylül 2016’da Bursa’dan geldi. Tutuklu Cumhuriyet savcısı Seyfettin Yiğit, resmi açıklamaya göre, cezaevi tuvaletinde kendini iple asarak intihar etti. Ailesi, Yiğit’in intihar etmediğini, geçmişte yaptığı soruşturmalar nedeniyle öldürülerek susturulduğunu iddia etti. (1)

Mehmet Tosun

CHP Tunceli Eski Milletvekili Hüseyin Aygün’ün twitter hesabında duyurduğu bir diğer acı olay, Hakim Mehmet Tosun’un vefatıydı. Danıştay’da tetkik hakimi olan ve gözaltına alındığında bir aylık evli olan Tosun’un ‘immun sistemi’nde problem vardı. Tosun’un 2 yıldır tedavi gördüğü, hastalığının seyrinin ihraç edilmesinden sonra olumsuz yönde değiştiği belirtildi. Adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasından bir süre sonra Hakim Tosun hastanede hayatını kaybetti. (2)

Mustafa Erdoğan

Yargıtay üyesi yüksek hâkim Mustafa Erdoğan ise, 2016 Aralık ayında memleketi Antalya’da beyin tümörü teşhisi ile hastaneye yatırıldı. Burada beyin ameliyatı olan Erdoğan, hakkında daha önce çıkarılan yakalama emri nedeniyle hastanede polis nezaretinde tedavi gördü. Erdoğan’ın mal varlığına, maaşına ve banka hesaplarına da tedbir konuldu. Ameliyatın ardından Antalya 3. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından hiçbir gerekçe gösterilmeden tutuklanan hakim Erdoğan, bulunduğu hastanenin tutuklu koğuşunda vücudunun yarısı felçli halde 6 ay tutuldu. Tutuklandığı günden itibaren tahliye talepleri reddedilen Erdoğan’ın ailesi ile görüşmek için yaptığı başvurular da reddedildi. Erdoğan’ın avukatı sağlık sorunları gerekçesiyle serbest bırakılması için Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Mahkeme başvuruyu, “Tutuklunun herhangi bir tehlike altında olmadığı” gerekçesiyle reddetti. 2017 yılı Ağustos ayında hastalığında ilerleme yaşanan Erdoğan yoğun bakıma alındı. Burada da ailesi ile görüşmesine izin verilmeyen Erdoğan, ancak bilinci kapandıktan sonra tahliye edildi. Bilinci kapalı bir şekilde yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren hakim Erdoğan, dördüncü günün sonunda yaşamını yitirdi. (3)

Teoman Gökçe

HSYK 1. Dairesi eski üyesi Teoman Gökçe de, 15 Temmuz darbe girişimin ardından terörizm bahanesiyle tutuklanan hakimlerden biriydi. Gökçe, Erdoğan hükümeti üyelerinin adının karıştığı 17/25 Aralık yolsuzluk soruşturmalarında soruşturma savcılarının görevden el çektirilmesine karşı çıkmasıyla tanınıyordu. Sincan Cezaevi’nde sürekli hakaret ve psikolojik işkenceye maruz kaldığı iddia edilen Gökçe’nin bu süre zarfında 6 ay aralıkla anne ve babası da vefat etti. Yaklaşık 2 yıldır tek kişilik tecrit odasında tutuklu olarak bulunan Teoman Gökçe’nin hücresinde kalp krizi geçirdiğinin anlaşılması üzerine hücresine komşu olan diğer tutukluların görevlileri çağırdığı ancak çağrılara çok geç cevap verildiği iddia edildi. Cezaevi yönetimince Teoman Gökçe’nin kalp krizi sonucu vefat ettiği duyuruldu. (4)

Abuzer Kara

İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi yargıcı iken, 11 Ekim 2017’de talebi olmaksızın ve teamüllere aykırı olarak Ordu’ya sürülen Yargıç Abuzer Kara kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi. Hakim Kara hakkında, dönemin Adalet Bakanı ile Başbakan Erdoğan arasında geçtiği iddia edilen bir telefon kaydı da basına düşmüştü. İstanbul Barosu eski Başkank Avukat Turgut Kazan, hakim Kara’nın vefatının ardından yaptığı açıklamada “Medyaya yansıyan haberler unutulmadı. Başbakan [Erdoğan] önem verdiği bir davanın nasıl beraatle sonuçlandığını soruyordu. Adalet Bakanı da yargıcın Alevi olduğunu söylüyordu. İşte o yargıç Abuzer Kara’ydı. Bu nedenle, bilinen ceza yöntemi kaçınılmaz oldu. Ordu’ya sürüldü. Ailesi İstanbul’da, kendisi orda, stres dolu bir yaşam ölümle sonuçlandı” dedi. (5)

Adalet Betül Çağdır

İngilizce öğretmeni olan Adalet Betül Çağdır ise darbe girişimi sonrası mesleğinden ihraç edilen ve hakkında tutuklama emri çıkarılan bir hakim eşiydi. İhraç edilen tüm hakim savcı ailelerinde olduğu gibi banka hesaplarına ve tüm malvarlıklarına tedbir koyuldu. İki çocuk annesi Çağdır, bu süre zarfında ciddi psiklojik bunalıma girdi. Ve darbe girişiminden 1,5 yıl sonra İstanbul’da, yaşadığı 9. kattaki dairesinin penceresinden atlayarak intihar etti. (6)

İlhan Ataman

Türkiye’nin önde gelen insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu, 19 Aralık 2018’de bir tweet paylaştı ve Yargıtay üyesi İbrahim Tufan Ataman’ın tahliye taleplerinin 2,5 yıl boyunca reddedildiğini söyledi. Ataman, kanser olan karısının ağır hastalık ve ölümün eşiğinde olduğunu söyleyerek hapisten tahliye edilmesini istedi.

Tahliye talebi ancak hasta eşi bilincini kaybettikten sonra kabul edildi. 13 Aralık 2018’de tahliye olan İbrahim Tufan Ataman’ın eşi İlhan Ataman 19 Aralık 2018’de vefat etti.

Gergerlioğlu, dramı sosyal medya hesabında şöyle paylaştı:

“Ölüm döşeğinde tahliye… Tutuklanan Yargıtay üyesi İbrahim Tufan ATAMAN’ın eşi İlhan ATAMAN dün vefat etti. Karısı ağır hasta olmasına rağmen aylardır serbest bırakılmamıştı. Bilincini kaybettikten ve yoğun bakımdan alındıktan sonra serbest bırakıldı, ancak çok geçti. ”(7)

Firdevs Pekgüzel

Eski Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel’in eşi Firdevs Pekgüzel, cezaevinde olan eşini ziyarete giderken geçirdiği trafik kazasında vefat etti. Üzücü olay milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun 6 Mayıs 2019’da attığı tweet ile duyuruldu. (8)

Fatih Canik’in Oğlu

Hakim Fatih Canik Kahramanmaraş cezaevinde tutuklu, ailesi ise Afyon ilinde yaşıyordu. Canik ailesi her cezaevi ziyareti için 1500 km’lik (tek yön 750 km) bir yolculuk yapmak zorunda idi. Bir kez daha Afyon’dan Kahramanmaraş’a doğru açık bir ziyarete katılmak üzere yola çıktılar. Ancak, Göksun ile Kahramanmaraş şehir merkezi arasında bir kaza geçirdiler ve kazada Hakim Canik’in beş yaşındaki oğlu vefat etti. (9)

Davut Atak’ın Annesi

Sivas cezaevinde tutuklu bulunan hakim Davut Atak’ın ailesi onu ziyarete gidiyordu. Sivas-Ankara yolu üzerinde bulunan Yıldızeli İlçesi Yavu köyü yakınlarında, sürücü direksiyon kontrolünü kaybetti ve araç karayolunun dışına savruldu. Kazada, Hakim Davut Atak’ın annesi Fadime Atak öldü ve babası yoğun bakıma alındı. Kazada ayrıca Aslı Oktar, Ahmet Ergül, Ahsen Gül, Sevde Gül Atak ve şoför yaralandı. (10)

Ahmet Demiryürek’in Kardeşi

Tutuklu İstanbul Eski Cumhuriyet Savcısı Ahmet Demiryürek’in kardeşi, Savcı Demiryürek’i ziyaret için Silivri Cezaevi’ne giderken geçirdiği trafik kazasında vefat etti. (11)

Hakan Oruç’un Oğlu

Eski Ankara Hakimi Hakan Oruç, 13. Ankara Ceza Mahkemesi üyesi iken, Başbakan Erdoğan’ın telefon hattını usulsüz bir şekilde dinledikleri iddiasıyla tutuklu bulunan bazı polis memurlarının tutukluluklarının kaldırılmasına yönelik yaptığı itirazı kabul etti. Kararından kısa bir süre sonra, hükümete bağımlı Hakimler ve Savcılar Kurulu, yerlerinden edileceklerin listesine ayrıca Hakim Oruç adını da ekledi. HSYK, aleyhinde soruşturma da başlattı; çünkü Oruç silah yüklü olarak Adana’da bulunan kamyonlarla ilgili olarak Genelkurmay Başkanlığı’nca yapılan adli talepleri kabul etmişti. Hakim Oruç, görev yerinin değiştirildiği ve Ankara’dan gönderildiği bu zor günlerde oğlunu kaybetti. Oğlu İlhan Oruç, üniversiteye giriş sınavına hazırlanıyordu. Sınav tarihinden kısa bir zaman önce gelen babasına ilişkin görev yeri değişikliği okulundan ayrılması ve sınava hazırlığının bölünmesine ve bunun sonucunda derin bir strese neden oldu. 11 Mart 2016’da kalp krizi geçirdi ve maalesef vefat etti. 16 Temmuz sabahı, gözaltına alınan hukukçular arasında Hakan Oruç da vardı. Karısı işinden kovuldu. O gün kendisi tutuklandı. Yargıç Oruç’un gözaltına alınmasından birkaç ay önce 18 yaşındaki oğullarının kaybı ile başlayan Oruç ailesinin sorunları hala devam etmekte. (12)

Kaynaklar:

1. https://www.sozcu.com.tr

2. https://www.tr724.com

3. https://www.cumhuriyet.com.tr

4. https://grihat.com

5. http://m.t24.com.tr

6. https://www.tr724.com

7. https://twitter.com/gergerliogluof

8. https://twitter.com/gergerliogluof

9-10-11-12. http://www.platformpj.org

HABER | TUTUKLU HAKİM MESUT ORTA’NIN EŞİNE AVRUPA YARGIÇLAR BİRLİĞİ TARAFINDAN YAPILAN MALİ YARDIMA VE STUTTGART SAVCISINA SORUŞTURMA

0

 

Türkiye’de haksız şekilde ihraç edilen veya tutuklanan binlerce hakim savcı var. Geride kalan aileleri ise oturdukları lojmanlardan atıldı, tüm malvarlıklarına ve banka hesaplarına tedbir koyuldu. Bu dram karşısında Avrupa Yargıçlar Birliği, Türkiye’de açlığa mahkum edilen hakim meslektaşları ve aileleri için maddi yardımda bulunma kararı aldı. Hakkında yakalama kararı çıkarılan ancak keyfi hukuksuzluklar nedeniyle teslim olmamayı tercih eden Hakim Mesut Orta, saklandığı dönemde, bu kuruluşla e-mail yoluyla iletişime geçerek kendisi ve özellikle ailesi için mali yardım talep etti. Avrupa Yargıçlar Birliği tarafından yapılan yardıma ilişkin yazışmalar, hakim Orta’nın yakalandığında el koyulan bilgisayar kayıtlarından ortaya çıkarıldı.

Buna göre, hakim Orta’nın eşinin banka hesabına, Alman Hakimler Birliği üyesi Stuttgart Savcısı P. S. tarafından iki ayrı işlemde 1300 Avro gönderildiği belirlendi. Erdoğan kontrolündeki basın ise, Alman Savcı’nın hakim Orta’ya saklanabilmesi için yardım ettiğini iddia etti. Keyfi şekilde terörizm suçundan tutuklanan hakim Orta bu kez de aldığı mali yardım nedeniyle ikinci kez suçlanıyor. Basında yer alan haberlere göre, hakim Orta’nın yanısıra Avrupa Yargıçlar Birliği Fonu ve para transferine aracı olan Stuttgart Savcısı P. S. de soruşturmaya dahil edildi (1).

Yabancı hukukçulara Türkiye’de soruşturma açılması yukardaki olayla sınırlı değil. Daha önce de, Erdoğan’ın ve hükümet üyelerinin ABD’nin İran ambargosunu delmek için Reza Zarrab’dan astronomik miktarda rüşvet almaları nedeniyle ABD’de Reza Zarrab’a dava açılması üzerine Erdogan kontrolundeki Türk savcılar, Zarrab soruşturmasını yürüten ABD Fedaral Savcılarına silahlı terör örgütüne yardım ettikleri gerekçesiyle soruşturma açmıştı! (2).

Bu yaşananlar Türkiye’de son iki yılda yaşanan hukuksuzluklara sadece iki örnek. Erdoğan kontrolundeki yargının hakim ve savcıları, başta meslektaşları olmak üzere muhalif gördüğü yüzbinlerce insana akıl ve mantık dışı iddialarla benzer dramları yaşatmaya devam ediyor.

Hakim Mesut Orta kimdir?

Hakim Mesut ORTA, mesleğine ceza hakimi olarak başladıktan sonra uzmanlık alanı yani hukuk fakültesi lisansı yanında bilgisayar programcılığı mezunu da olması nedeniyle Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı’na tetkik hakimi olarak atandı. 2011 yılında ise, Birleşmiş Milletler de dahil olmak üzere bir çok uluslararası kuruluş tarafından ödüllendirilmiş olan UYAP sistemini (Türkiye e-adalet sistemi) ve yazılımlarını geliştiren birimin Başkanlığı’na getirildi. Bilgi teknolojileri alanında doktora sahibi olan ve yayınlanmış kitapları bulunan hakim Orta, üniversitelerde ve Türkiye Adalet Akademisinde dersler verdi (3).

15 Temmuz darbe girişimi bahanesiyle binlerce meslektaşının terör örgütü üyeliği iddiasıyla keyfi tutuklanması nedeniyle Hakim Orta teslim olmayarak saklanmayı tercih etti. Ancak Diyarbakır’da saklandığı evi polisin tespit etmesiyle yakalandı ve tutuklandı. Polis, eve yaptığı baskın sırasında hakim Orta ve birlikte kaldığı meslektaşını darp etti. Hakimlerin götürüldüğü hastanede, darp izleri hastane raporlarına da geçti. Darp, hakaret ve tehdit edilen hakimler polislerden şikayetçi olsa da, Savcılık tarafından polisler hakkında takipsizlik kararı verildi. (4). Bugünlerde, hakim Orta’nın benzer iddialarla yargılanan yüzlerce meslektaşına haksız şekilde 6 yıldan fazla hapis cezaları verildi. Ancak Hakim Orta’nın, Bakanlıkta üst düzey görev yapmış olması bahane edilerek silahlı terör örgütü yöneticiliği suçlamasıyla hakkında 22,5 yıl hapis cezası isteniyor! (5)

Kaynaklar:

(1) www.trthaber.com

(2) www.cumhuriyet.com.tr

(3) freejudges.wordpress.com

(4) grihat.com

(5) freejudges.wordpress.com