YARGIDA SON SÜRGÜN VE TALTİFLER

0

 

İktidarın yargıyı tamamen kontrol altına almak için 15 Temmuz gecesi darbe teşebbüsü başladıktan sadece 3 saat sonra daha önceden hazırlanan fişleme listelerine dayanarak 2745 hakim ve savcıyı ihraç ederek başlattığı, sonraki 2 yıl içinde sayıyı 5.000’e kadar çıkardığı ‘büyük yargı tasfiyesi’, 3.320 hakim ve savcıyı kapsayan HSK’nın 26 Temmuz 2018 tarihli kararnamesiyle devam ediyor.

Yargıdaki bu büyük tasfiyede temel ölçüt, iktidara bağlılık! 5.000 hakim ve savcı ihraç edilip tutuklanırken Anayasa ve yasalara aykırı olarak işlem yapılmış, soruşturma prosedürlerine uyulmamıştı. 26 Temmuz 2018 tarihli kararnamede de, iktidarın bakış açısına uygun kararlar veren hakim ve savcılar iyi bölgeye tayin, başsavcı, başsavcı vekili, ACM başkanı, BAM başkanı vs. ünvanlı görevlere atanma suretiyle ödüllendirilirken, iktidarın hoşuna gitmeyen kararlar verenler ya da iktidarla bir şekilde yolları ayrılanlar sürgün edilerek, ünvanları alınarak ya da istek dışı tayin edilerek cezalandırıldılar.

16 Temmuz 2018 tarihli yüksek yargı atamaları

Son düzenlemelerle birlikte üyelerinin tamamı iktidar partisi tarafından seçilen HSK’nın, 16 Temmuz 2018’de Yargıtay ve Danıştay’a toplam 112 üye ataması da tepki çekmişti. HSK Başkanvekili Mehmet Yılmaz’ın kardeşi Sabri Yılmaz, hükümet tarafından kurulan Yargıda Birlik Derneği Başkanlık Divanı üyesi Musa Heybet, Cumhuriyet Gazetesi yazarlarını mahkum eden, Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali kararına rağmen gazeteci Mehmet Altan’ı tahliye etmeyerek Anayasayı açıkça ihlal eden Abdurrahman Orkun Dağ, 17 Aralık Rüşvet ve Yolsuzluk Soruşturması kapsamında tutuklananlara tahliye kararı veren, piyanist Fazıl Say’ı sosyal medya paylaşımları nedeniyle hapis cezasına çarptıran Hulusi Pur, İktidar partisiyle ortak hareket eden MHP’de muhaliflerin yaptığı kurultaydaki tüzük değişikliklerinin yürütmesini durdurarak MHP liderinin koltuğunu kaybetmesini engelleyen İsmail Ulukul, Adalet Bakanlığı görevlileri Ahmet Kar ve İdris Ünal HSK tarafından yüksek yargı üyesi seçilen kişilere sadece birkaç örnek! (1, 2)

26 Temmuz 2018 tarihli kararname

Türkiye’de son dönemde iktidar tarafından birçok alanda kullanılan havuç-sopa politikası, 26 Temmuz 2018 tarihli kararnamenin de temelini oluşturmaktadır. Terfi, cezalandırma ya da yer değiştirmelerin nedenine dair herhangi bir bilgi bulunmayan kararnamede öne çıkan bazı atamalar:

Taltifler:

Sözcü Gazetesi sahibi Burak Akbay ve gazeteciler Gökmen Ulu, Mediha Olgun ve Yonca Yücekaleli hakkında iddianame düzenleyen savcı Asım Ekren, Büyükçekmece Başsavcı Vekilliği’ne,

Can Dündar, Kadri Gürsel ve Aydın Engin dahil Cumhuriyet Gazetesi yazarları hakkında iddianame düzenleyen savcı Yasemin Baba sadece 5 yıllık mesleki kıdeme sahip olmasına rağmen, Erzurum Başsavcı Vekilliği’ne,

Başbakan Binali Yıldırım hakkındaki suç duyurusuna jet hızıyla 10 günde takipsizlik kararı veren savcı Ahmet Akça, Ankara Batı Adliyesi Başsavcılığına atandı.

Sürgünler:

Deniz Feneri yolsuzluğunu soruştururken görevden alınan Ankara savcısı Nadi Türkarslan Samsun savcılığına,

Cumhurbaşkanına hakaret suçundan verdiği beraat kararı nedeniyle hakkında soruşturma açılıp geçen yıl Balıkesir’den Zonguldak hakimliğine atanan Aydın Başar, bu kez Erzurum Hakimliği’ne,

Yargıçlar Sendikası Başkan Yardımcısı Bayram Kapucu, Bakırköy savcılığından Mardin savcılığına atandılar. (3,4)

Kaynaklar:

1. http://www.adaletbiz.com/m/gundem/son-dakika-kritik-davalarin-isimleri-yargitay-ve-danistay-a-atandi-h215445.html

2. http://www.cumhuriyet.com.tr/m/haber/turkiye/1028834/SKANDAL__Gazeteciligi_yargiladi__koltugu_kapti.html

3. https://odatv.com/o-savci-bakin-nereye-getirildi-26071802.html

4. https://odatv.com/3-bin-320-hakim-ve-savci-hakkinda-karar-26071846.html

HABER | Avrupa Komisyonu 1. Başkan Yardımcısı Frans Timmermans’ın, Türk yargısı hakkında, Uluslararası Yargıçlar Birliği (IAJ) ve Avrupa Yargıçlar Birliği (EAJ) Başkanlarına hitaben yazdığı mektup, IAJ’ın internet sayfasında yayınlandı

0

 

Brüksel, 26 Temmuz 2018

Türk yargıçlarını ve savcılarını ve ihtiyaç sahibi ailelerini desteklemek amaçlı kurulan “Fon”a ilişkin mevcut durumu açıklayan 3 Temmuz 2018 tarihli mektubunuz için teşekkür ederiz. Avrupa Komisyonu, olağanüstü hal kapsamında alınan geniş çaplı, kolektif nitelikteki önlemlerin orantısızlığı konusunda endişelerinizi tamamen paylaşmaktadır. Mektubunuzu derin endişeyle okudum.

Avrupa Komisyonu, Avrupa Yargıçlar Birliği ve Uluslararası Yargıçlar Birliği’nin Avrupa Birliği içerisinde ve Birlik dışında yargının bağımsızlığını korumak amaçlı çalışmalarını takdirle kabul eder ve değerli çabaları için teşekkür ederiz.

Avrupa Birliği, insan haklarına ve temel özgürlüklere sahip çıkmaya büyük önem vermekte ve Türkiye’yi hukukun üstünlüğü, insan hakları ve temel özgürlükler konusundaki uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmesi için defalarca çağrıda bulunmuştur. Avrupa Birliği, Türkiye’deki gelişmeleri takip etmek üzere en üst düzey denetime sahiptir. Avrupa Komisyonu tarafından Türkiye hakkında hazırlanan en son yıllık rapor, ülkedeki endişe verici gelişmeleri yansıtmakta ve Türkiye’yi yargının bağımsızlığını, hesap verebilirliğini, kalitesini, verimliliğini ve profesyonelliğini sağlamak için gerekli şartları yeniden tesis etmeye çağırmaktadır. Bu çağrı, 26 Haziran 2018 tarihli Genişleme ve İstikrar ve Ortaklık Süreci ile ilgili Konsey kararları ile yinelenmiş ve Türk makamları Komisyonun yeniden tanımlanması sırasında tespit edilen ciddi eksikliklere acilen cevap vermeleri ve Avrupa Konseyi ile işbirliğini güçlendirmek için Avrupa Konseyi ile işbirliğini hızlandırma ve yine Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 46. maddesi uyarınca Avrupa İnsan Hakları Yüksek Mahkemesi’nin tüm kararlarını uygulama çağrısında bulunmuştur.

Türkiye, Avrupa Birliği’nden uzaklaşıyor. Katılım müzakereleri için belirlenen kriterlerde, insan hakları, hukukun üstünlüğü, demokrasi ve temel özgürlükler konusundaki hassasiyetler açıkça ortaya konmuştur. Ancak geçtiğimiz yıl, başta yargının bağımsızlığı konusunda olmak üzere, Türkiye’deki tüm bu alanlarda geriye gidiş olduğunu müşahade etmiş bulunuyoruz. Şimdiye kadar da, bu olumsuzluk tersine çevrilmemiştir. Venedik Komisyonu tarafından altı çizilen yeni kurulan başkanlık sistemi, yeterli kontrol ve dengelerden yoksun olup, güçler ayrılığı ilkesini tehlikeye atmaktadır.

Avrupa Komisyonu’nun, derneklerinizle ilgili gelişmeler de dahil olmak üzere, Türkiye’deki durumu yakından izlemeye devam edeceğinden emin olabilirsiniz. Türkiye ile diyaloğumuzun bir parçası olarak her düzeyde ciddi kaygılarımızı dile getirmeye devam edeceğiz. Avrupa Komisyonu, bir kez daha, Türkiye’deki güçlerin ayrılığı ve meslektaşlarınıza yardım etme konusundaki çalışmalarınızı övgü ile karşılamaktadır.

Saygılarımla.

Frans Timmermans
Avrupa Komisyonu 1. Başkan Yardımcısı

Kaynak:
https://t.co/0AlsaQ0Yr5

Source:
https://t.co/0AlsaQ0Yr5

HABER | Ölü yargının tabutuna 703 sayılı KHK ile çakılan son 3 çivi

0

 

10 Temmuz 2018

Hiç hukuk dersi almayanlar hakim olabilecek

Türkiye’de bundan sonra tek bir saat dahi hukuk dersi almayan kişiler hakim olabilecek. Hem yerel mahkemelerde hem de Danıştay gibi yüksek mahkemelerde üye olarak görev yapabilecek.

Son Kanun Hükmünde Kararname olduğu söylenen 9 Temmuz 2018 tarihli 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname resmi gazetede yayınlandı. Yayınlanan KHK’nın 136. maddesi ile “bakanlığın ihtiyaç durumuna göre belirleyeceği diğer alanlarda dört yıllık yüksek öğrenim yapmış” olanların idari hakim olabilecekleri düzenlenerek, idari hakim olmak için sadece üniversite bitirmiş olmak yeterli hale getirildi. Düzenlemeden önce, 2802 sayılı Kanun’un 8/c maddesi uyarınca, idari hakim olabilmek için hukuk veya hukuk bilgisine yeterince yer veren bölümlerden mezun olmak şartı aranıyordu.

Adalet Akademisi Kapatıldı

703 Sayılı KHK’nın 2. maddesi ile hâkim, savcı, noter ve yardımcı personele hizmet içi; adli yargı hakim-savcıları ile idari yargı hakimlere meslek öncesi eğitim veren Adalet Akademisi kapatıldı. Adalet Akademisince yapılması gereken görev ve hizmetler, Hakim ve Savcı Eğitim Merkezi organları oluşturuluncaya kadar Adalet Bakanlığı Eğitim Dairesi Başkanlığınca yürütülecek.

HSK’nın yapısında değişiklik

Aynı KHK’nın 208. maddesi ile yapılan bir diğer değişiklik ise, HSK’da Adalet Bakanlığı Müsteşarının yerine Bakan Yardımcısının üye olarak görev yapmasına dair düzenlemedir. Siyasi bir kadroyu temsil eden Bakan Yardımcısının HSK’da üye yapılması bir yana, burada altı çizilmesi gereken asıl önemli husus, Anayasa’nın 159/2. maddesinde “Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurulun tabii üyesidir.” hükmünün yer almasıdır. Yani, bir Bakanlar Kurulu düzenlemesiyle, Anayasa hükümsüz hale getirilmektedir.

Kaynaklar:
1. www.resmigazete.gov.tr

2. www.yenicaggazetesi.com.tr

HABER | Parti Yargısı: Yargıtay üyesi Mustafa Aysal, Abdülhamit dönemine atıfta bulunarak “Erdoğan’a sahip çıkalım” dedi.

0

 

21 Haziran 2018

Yargıtay üyesi Mustafa Aysal, Abdülhamit dönemine atıfta bulunarak “Erdoğan’a sahip çıkalım” dedi.

Danıştay üyesi Aysel Demirel’in CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’yi eleştirmesinin ardından skandal bir paylaşım da Yargıtay’dan geldi.

Yargıtay üyesi Mustafa Aysal, Abdülhamid’in tahtan indirilmesinden sonra şair Rıza Tevfik’in pişmanlık içeren şiirini paylaşırken, sonunda “İşte bu pişmanlığı yaşamamak için şimdi Erdoğan’a sahip çıkma zamanı. Sonra son pişmanlık fayda etmez” yorumunu yaptı. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi üyesi Mustafa Aysal, Yargıtay üyelerinin bulunduğu “Yargıtay Forumu” isimli WhatsApp Grubu’nda bir paylaşımda bulundu. Mesajına “Sultan Abdülhamit tahttan indirilmiştir… Koca imparatorluk paramparça olmuş, İslâm coğrafyası dağılmış, mazlumlar sahipsiz ortada kalmış, herkes pişman olmuştur ama iş işten geçmiştir… İşte onlardan biri de Rıza Tevfik” diyen Aysal, “Rıza Tevfik’ın Halife Abdulhamit Han’a yazdığı pişmanlık dolu şiiri”ni paylaştı. 10 kıtalık şiirin ilk iki kıtası şöyleydi: “Nerdesin şevketlim, Sultan Hamid Han?/Feryâdım varır mı bârigâhına?/Ölüm uykusundan bir lâhza uyan,/Şu nankör milletin bak günahına./Târihler ismini andığı zaman, sana hak verecek, ey koca Sultan;/ Bizdik utanmadan iftira atan,/Asrın en siyâsî Padişâhına.” Yüksek yargıç kimliği bulunan ve anayasaya göre tarafsız ve bağımsız olması gereken Aysal, şiirin sonunda “İşte bu pişmanlığı yaşamamak için şimdi Erdoğan’a sahip çıkma zamanı. Sonra son pişmanlık fayda etmez…” ifadelerini kullanarak bir siyasi parti liderine desteğini açıklamış oldu. Mustafa Aysal, bir dönem MHP’de olağanüstü kongreye gidilmesi kararını onayan Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin başkanlığını yaptı.

Kaynak:
www.cumhuriyet.com.tr

HABER | Avrupa Yargıçlar Birliği Başkanı Matos’un, 24 Mayıs 2018 günü Berlin’de yaptığı konuşma

0

 

Prusya kralı Frederick 18. yüzyılda bir yazını Potsdam’a yakın Sans Souci’de geçirmektedir. Ancak yakında bulunan bir yeldeğirmeni kralın muhteşem manzarısına engel teşkil etmektedir. Kral, değirmenin sahibinden satın alınarak yıkılmasını emreder. Talep kendisine iletilen değirmen sahibi satış teklifini kabul etmeyince, bu defa değirmeninin elinden zorla alınacağı şeklinde tehdite maruz kalır. Bunun üzerine değirmen sahibi yargı bağımsızlığının dile getirildiği her ortamda tekrar edilegelen bir atasözü niteliğindeki şu cevabı verir: “Üzgünüm kralım ancak cevabım hayır. Çünkü hala Berlin’de yargıçlar var”.

Bugün burada sizinle birlikte olmak, Avrupa Yargıçlar Birliği’nin temel amacı olan hukukunun üstünlüğü ilkesinin ayrılmaz bir rüknü olan yargı bağımsızlığı ile özdeşleşen Berlin’de konuşmak benim için bir onurdur.

Burada Uluslararası Yargıçlar Birliği’nin bir üyesi olan Avrupa Yargıçlar Birliği Başkanı olarak bulunuyorum. Avrupa Yargıçlar Birliği (EAJ) çatısı altında bugün Avrupa kıtasından 43 farklı ülke derneği yer almaktadır; bizim de üyesi olduğumuz Uluslararası Yargıçlar Birliği’ne (IAJ) ise 5 kıtadan 90 ülke derneğinin katılımı bulunmaktadır. Avrupa kıtasında yargısal örgütlenme olarak en büyük ve temsil kabiliyeti en fazla olan bir organizasyonun başkanı olarak bunları ifade etmekten büyük memnuniyet duyuyorum.

Birçok üyesi iki yıla yakın bir zamandan beri tutuklu bulunan Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV), Türk Hükümeti tarafından olaganüstü şartlar gerekçe gösterilerek kapatıldı. Ancak biz Avrupa Yargıçlar Birliği olarak Türk meslektaşlarımıza bir dayanışma ve yalnız değilsiniz mesajı olması için 44. üyemiz olan Yargıçlar ve Savcılar Birliği’nin üyeliğini devam ettirdik. YARSAV Başkanı, Murat Arslan, IAJ’in resmi teklifine uygun olarak, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi tarafından verilen Vaclav Havel ödülü ile ödüllendirildi. Sayın Arslan, Vaclav Havel Ödülü için kaleme aldığı metinde; “Hakimler ve Savcılar Derneği’ni (YARSAV) kurduk… Çünkü biz, insan hakları temeline dayalı modern, demokratik ve anayasal bir ükede, temel hak ve özgürlüklerin korunmasının olmazsa olmaz şartının bağımsız ve tarafsız bir yargı olduğuna inanıyoruz.” demişti. Tüm bu çabalara karşı, bu gün 24 Mayıs’ta Murat Arslan şöyle haykırmaktadır: “Hukukun askıya alındığı, demokratik değerlerden epeyce uzaklaşıldığı; muhaliflerin, insan hakları savunucularının, gazetecilerin, barış isteyenlerin ve çocuklar ölmesin diye bağıran insanların susturulduğu, terörist denerek damgalandığı ve tutuklandığı bir ülkenin cezaevinden size sesleniyorum. Bir ülke hayal edin, insan hakları savunucuları ve özgürlük mücadelesi verenler için cezaevlerinin uğrak yeri olduğu. Karanlığa doğru giden bir imparatorluk gibi.”

Türk meslektaşımızın korkunç çilesiyle hiçbir şey karşılaştırılamaz. Genel olarak bizim temsilcilerimizin bakış açısından da, Avrupa’da yargıya ilişkin bir kötüleşmenin olduğu algısı bulunmaktadır. Ayrıca yine EAJ tarafından 43 ülke arasında yapılan son bir ankette de, derneklerin yaklaşık %50’sine göre son 5 yılda yargıda kötüleşme olduğu kabul edilmektedir. Sadece %10’luk bir kesim kısmi bir iyileşme olduğunu belirtmiştir. Bu nedenle, şu anda bizim sorumluluğumuz hukukun üstünlüğünü sağlamaya matuf olmak üzere mevcut sorunlara kalıcı çözümler getirmek olmalıdır. Bu ise, sistematize bir rasyonelliğin yeniden gerçekleştirilmesi ile mümkün olacaktır. Yargının insan haklarının korunması bakımından işlevselliğini en etkin şekilde yerine getirmesi “Hukuk Devleti” olmanın en bariz göstergesidir. Şu anda yargı bağımsızlığının kötüleştiğine ilişkin mevcut durum ise, bazı ülkeler bakımından demokratik değerlerden bir sapma olduğuna ilişkin açık bir belirti niteliğindedir.

Avrupa Yargıçlar Birliği, tamamen tarafsız ve apolitik bir kuruluştur; kesinlikle, herhangi bir politik alanda aktör değiliz. Aynen çatısı altında bulunduğumuz ve 65 yıldan beri varlığını devam ettiren Uluslararası Yargıçlar Birliği gibi. Bu uzun geçmişi altında yatan sır ise, politik ideolojiler ile aramıza koydumuz mesafeden kaynaklanmaktadır. Bizim temel hedefimiz slogonanımızda yeraldığı şekli ile oldukça mücadele gerektiren bir amaç: “Yargı Bağımsızlığını Tesis Etmek.”

Papa Francis’in diyaloğun önemini vurgulayan bir düşüncesinde ifade ettiği gibi “hiç vazgeçilmeden tekrarlanması gereken bir kelime var ise, o da diyalog kelimesidir”. Bizim içinde yaşadığımız şu zamana ilişkin tüm endişeleri kamuya açıkça ifade etmenin tam zamandır.

Avrupa geleceğine yönelik büyük bir sınavla karşı karşıya. Çözümler asla sihirli değnekler ile ortaya çıkamaz; “İhtiyacımız olan soğukkanlılık, çelik gibi sinirler ve çok cesaret: Her şeyden öte, uzun vadeli bir vizyon ve çok sabır” (Z. Bauman).

Bazı “gözboyayıcı” ve zararsız değişikliklere rağmen, Polonya’daki son yasal reformlar, temel Avrupa standartlarına yönelik ciddi bir ihlali temsil ediyor, Avrupa antlaşmaları üzerinde öngörülen ilkeleri ihlal ediyor ve ortak Avrupa temel değerlerimizi tehdit ediyor.

Biz yargıçlar olarak değişik argumanlarla gelen tarafları dinleme ve bunlardan elde ettiğimiz sonuca göre ayrıcalıklı bir takdirle karar vermek konusunda eğitimliyizdir; olması gereken yol budur. Gerekçeli bir tartışma ile temellendirilmiş netice bizim mesleğimizin bir esasıdır. Bununla birlikte, mesleğin kendisine sadık kalmak için sınırlar – “kırmızı çizgiler” – aşılmaması gereken sınırlar vardır.

Bu sıkıntılı dönemlerde çok açık olalım ve özellikle Polonya’yı Avrupa Birliği bağlamında ele alalım. Avrupa Yargıçlar Birliği için yargı bağımsızlığı müzakere edilemez. Bu bağlamda, Avrupa Komisyonu’nun – özellikle de Komiser Milletvekili Frans Timmerman’ın – Polonya Hükümet’in yargının bağımsızlığına saygı duyması ve bu hakların korunmasını zorunlu kılma yükümlülüğü ile yüzleşmek için sağladığı çabaları memnuniyetle karşılıyoruz. Bu nedenle, küreselleşme ile beraber artık bizde
yargıçlar olarak daha fazla diyalog halindeyiz. Avrupa Yargıçlar Birliği (EAJ) olarak sivil toplumun önemli bir temsilcisiyiz; ve demokrasi ve hukukun üstünlüğünü savunan Avrupa kurumları –özellikle Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi- bizim aralıksız destek ve yardım ile yanlarında olduğumuzdan kesinlikle emin olmalıdırlar.

XX. yüzyılın ilk yarısının önde gelen yazarı ve entelektüellerinden Stefan Zweig, ölümünden kısa bir süre önce 1942 yılında yazdığı, “Dünün Dünyası: Bir Avrupanın Anıları” adlı bir kitabında:
“Yaşamım boyunca kıyametin tüm canlı ırklarının ortaya çıkmasına ve yayılmasına tanık oldum. Devrim ve kıtlık, enflasyon ve terör, salgınlar ve göç. Büyük kitle ideolojilerinin gözlerimin önünde büyüdüğünü ve yayıldığını gördüm. İtalya’daki Faşizm, Almanya’daki Ulusal Sosyalizm, Rusya’da Bolşevizm ve her şeyden önce, Avrupa kültürümüzün çiçeğini zehirleyen salgın milliyetçiliği.”

Son zamanlarda ortaya çıkan sorunlu örnekler, hepimize bu duruma karşı çıkmak için bir fırsat sunmaktadır. Yargı bağımsızlığı – Avrupa Birliği’nin birçok kez altını çizdiği gibi – hakimlerin bir ayrıcalığı değildir – çoğu zaman tehlikeleri ve tehditleri ima ettiği için tam tersidir – ancak tüm vatandaşlar için temel bir garanti teşkil eder; Bu temel kuralı kabul etmek için direnenler ise, ortak çıkarları göz ardı ederek kendi çıkarlarını takip edenlerdir. Bu konferanstaki konuşmacılara ayrıca teşekkür ediyorum. Konferans bir çok ülke derneklerinden gelen katıcımlara ev sahipliği yapmaktadır. EAJ, yargı bağımsızlığını korumak ve savunmak için çabalarınıza daima saygı gösterecektir.

Avrupa Yargıları Birliği 2018 toplantısı, Alman yargısının en önemli kurumlarından olan Deutscher Richterbund tarafından düzenlendi. EAJ Başkanı olarak, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve demokrasinin korunmasına yönelik yorucu emeği dolayısı ile bu derneğe teşekkkür ediyorum. Avrupa kurumlarının yüksek temsilcilerini bir araya getiren ve “Yargının Bağımsızlığı ve Avrupa’da Hukukun Üstünlüğüne Yönelik Tehlikeler” temasının ele alındığı konferans bu hali güzel bir örnek niteliğindedir. Seçkin ev sahiplerinin katkısı ile gerçekleştirilen bir çalışma.

Hepiniz konferansa hoşgeldiniz!

Jose Igreja Matos
(Avrupa Yargıçlar Birliği Başkanı)

Kaynak:
freejudges.wordpress.com

HABER | Parti Yargısı: Terör suçlarına bakmaya yetkili Bursa 11. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Tamer Keskin 24 Haziran 2018 seçimlerinde Erdoğan’a desteğini açıkladı.

0

 

Terör suçlarına bakmaya yetkili Bursa 11. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Tamer Keskin 24 Haziran 2018 seçimlerinde Erdoğan’a desteğini açıkladı.

Keskin, sosyal medya profiline, Cumhurbaşkanlığı seçimleri için Erdoğan taraftarlarının kullandığı “DEVAM” etiketini ekleyerek, siyasi tercihini ilan etti.

Kaynak:
https://t.co/OhKIgUg1NB