HABER | Uluslararası Yargıçlar Birliği (IAJ) Genel Sekreteri Giacomo Oberto, Milletler Topluluğu Yargıçlar Birliği’nin (CMJA) düzenlediği uluslararası konferansta yaptığı sunumda Türk yargısındaki çöküşe değindi

0

 

Uluslararası Yargıçlar Birliği (IAJ) Genel Sekreteri Giacomo Oberto, Milletler Topluluğu Yargıçlar Birliği’nin (CMJA) 3 yılda bir düzenlediği ve bu sene Brisbane’de 18. si yapılan ve Uluslararası Yargıçlar Birliği (IAJ) ile olası işbirliğinin de değerlendirildiği uluslararası konferansta bir sunum yaptı. (1)

Oberto, sunumunda Türk yargısının mevcut vahim durumuna ilişkin olarak aşağıdaki değerlendirmeye yer verdi:

“..İlk olarak, Václav Havel Ödülü’nün Murat Arslan’a verilmesi. YARSAV’ın kurucularından olan ve başkanlık görevini yürüten Murat Arslan, Türkiye’de başarısız darbe girişimi olarak ifade edilen olayın arkasından 19 Ekim 2016 tarihinde tutuklanmış ve halen de tutukluluğu devam etmektedir. Ulaslararası Yargıçlar Birliği (IAJ) tarafından titizlikle hazırlanan, Murat Arslan’ın ödül başvurusuna ait materyaller 2017 baharında Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’ne sunulmuştur. Meclis tarafından ödülün aynı yılın 9 Ekim günü Murat Arslan’a verilmesi uygun görülmüştür. 11 Ekim 2017’de Prag’da düzenlenen Václav Havel ödül töreninde Murat Arslan adına ödülü başkanımız Christophe Régnard almış ve törende başkanımız tarafından resmi bir konuşma yapılmıştır. (2)

Ayrıca, sayısız mektup, resmi görüş, bildiri ve karar hazırlanarak, yargının Türkiye’deki durumuyla ilgili olarak uluslararası makamlara gönderilmiştir. Bunların hepsi IAJ’in resmi web sitesinde mevcuttur. (3) ..”

Kaynak:
NEWS | International Association of Judges (IAJ) Secretary-General Giacomo Oberto made a presentation to the Commonwealth Magistrates and Judges Association (CMJA) 18th  Triennial Conference in Brisbanei and mentioned Turkish judiciary collapse

YORUM | Adli Yıl Açılış Törenleri: “Şimdi Saray’lı olduk, otobüsleri doldurduk.”

0

 

Adli tatilin bitiminde yapılan adli yıl açılış törenleri güzel bir yargı geleneği olarak 1943 yılından beri sürdürülmekteydi. Son yıllara kadar bu törenler Cumhurbaşkanı, TBMM başkanı, başbakan, yüksek mahkeme başkanları, savunmayı temsilen Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı, siyasi parti başkanları gibi bir çok kişinin katılımıyla Yargıtay binası içinde yapılır, törende Yargıtay Başkanı ve TBB Başkanı birer konuşma yaparlardı. Böylelikle yargının sorunları hem kamuoyuna hem de doğrudan muhataplarına anlatılmış olurdu. Devletin en üst düzey yetkililerinin ve siyasi parti başkanlarının Yargıtay binasına gelmesi, konuşmaları dinlemesi yargının, yasama ve yürütme erkinden ayrı, bağımsız bir erk olduğunun tescili mahiyetindeydi.

Her geçen gün biraz daha otoriterleşen Erdoğan rejimi bu güzel geleneği de ortadan kaldırdı. TBB Başkanı Metin Feyzioğlu’nun 2014 yılında Danıştay’ın 146. Yıldönümü törenindeki konuşmasından rahatsız olan dönemin Başbakanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün törende olmasını umursamaksızın, devlet geleneğini çiğneyerek, Feyzioğlu’na fiili tepki de göstererek salonu terketti.

Bu olay sonrası, Erdoğan 2014 yılı Adli Yıl Açılış Töreni’nde Feyzioğlu’na konuşma yaptırılmamasını istedi. O tarihte hala yürütmeye karşı bağımsızlığını korumaya çalışan Yargıtay, Erdoğan’ın talebini yargı bağımsızlığına aykırı bularak reddetti. Bunun üzerine iktidar kanadı Yargıtay’ı protesto etti ve törene katılmadı.

Bu törenin ertesi günü, 2 Eylül’de, Adalet Bakanı Bozdağ, Yargıtay’ın Erdoğan yerine Feyzioğlu’nu tercih etmesinin ‘saygısızlık’ olduğunu belirterek, adli yıl açılış törenlerinin yapılmasına dayanak olan Yargıtay Kanunu’nun ilgili maddesinin kaldırılacağını açıkladı. Nitekim bahse konu madde, 12 Kasım 2014’de kaldırıldı. (1)

2015 yılında adli yıl açılış töreni yine Yargıtay’da yapıldı ancak iktidarın baskısı sonucu TBB Başkanı’nın konuşmasına izin verilmedi. 2016 yılında ise, 15 Temmuz kontrollü darbe teşebbüsünü bahane eden Erdoğan, 2016 yılı adli yıl açılış törenini Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda yaptırdı. Erdoğan’ın salona girmesiyle yüksek mahkeme üyeleri dahil tüm hakim ve savcılar ayakta Erdoğan’ı selamlayarak dakikalarca alkışladılar. (2)

Bu, yargının Saray’a bağlılığında yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Artık hakim ve savcılarla ilgili önemli toplantı ve törenler Saray’da yapılacaktı. Bu bağlamda, hakim ve savcıların mesleğe atanma/kura törenleri Saray’da yapılmaya başlandığı gibi (3), istinaf mahkemeleri açılış toplantısı başkan, başsavcı, üye ve savcılarının cübbeleriyle katılımı zorunlu tutularak Saray’da yapılacaktı. (4)

Son olarak, 2018 Adli Yıl Açılış Töreni’ndeki görüntüler, ‘yargıda Saray geleneği’ni bir kez daha gündeme getirdi. Öncelikle, Saray’da yapılan törene Yargıtay ve Danıştay üyeleri dahil Ankara’da görev yapan tüm hakim ve savcıların katılımı zorunlu tutuldu. (5)

Hakim ve savcılar ellerinde cübbelerle Saray’a, adeta seçim mitingine götürülüyor gibi, belediye otobüsleriyle (AKP seçim meydanlarına aynı yöntemle taşıma yapması nedeniyle eleştirilmişti) taşındılar. (6)

Otobüslerde yer bulma yarışına giren hakim ve savcılar otobüs sayısının azlığı nedeniyle, gidişte ve dönüşte ayakta, balık istifi taşındılar.

Hakim ve savcıların, hakim ve savcı saygınlığından oldukça uzak durumdaki görüntüleri, adeta halkın Saray’a bağlılığını güçlendirmeye yönelik bir propaganda malzemesi niteliğindeydi.

Tüm hakim ve savcılar, adeta birer şüpheli gibi, iki ayrı noktada x-ray cihazı ile arandıktan sonra Saray’a alındılar.

Törende konuşan Yargıtay Başkanı İsmail Hakkı Cirit, kendilerinin sosyal ve özlük haklarını iyileştirdiğinden bahisle Erdoğan’ı iltifat yağmuruna tuttu ve dini referanslı bir konuşma yaptı. (7)

Törende dikkat çeken bir başka nokta ise, Saray’dan çıkarken hakim ve savcıların bir ellerinde cübbe, diğer ellerinde ise beyaz birer hediye poşeti taşımalarıydı.

Kaynaklar:
1. https://onedio.com/haber/adli-yil-acilis-torenine-son-362211 http://www.hurriyet.com.tr/gundem/adli-yil-acilis-toreni-kalkti-27566137
2. https://www.evrensel.net/haber/289093/hakim-ve-savcilar-sarayda-erdogani-ayakta-alkisladi
3. https://odatv.com/hakim-ve-savcilar-da-sarayda-secilecek–0910161200.html
4. http://www.cumhuriyet.com.tr/m/haber/turkiye/566293/_1500_hakim_ve_savci_Saray_a_cagrildi__katilim_ve_cubbe_zorunlu_.html
5. http://www.diken.com.tr/katilim-zorunlu-okul-servisi-degil-yargitay-hakim-ve-savcilari-bestepeye-tasiniyor/
6. http://www.diken.com.tr/katilim-zorunlu-okul-servisi-degil-yargitay-hakim-ve-savcilari-bestepeye-tasiniyor/
7. http://www.cumhuriyet.com.tr/m/haber/turkiye/1072551/Ataturk_suz__muhalefetsiz__hadisli_adli_yil_acilisi.html https://www.evrensel.net/haber/360497/adli-yil-saray-catisi-altinda-acildi-bagimsiz-mahkeme-ovuldu

HABER | Sulh Ceza Hakimleri harikalar yaratıyor, bir sayfa kararla 345 hakim savcıya hapis

0

 

Ankara 8. Sulh Ceza Hakimliği, 10.11.2016 tarihinde, sadece bir sayfalık gerekçesiz kararla 345 hakim ve savcının (isimleri kararda geçmese de liste olarak karara eklenip) tutukluluğunun devamına karar vermiş.

Kararda, tutuklu iken intihar eden savcı Seyfettin Yiğit’in vefatından 45 gün sonra tutukluluğunun devamına da hükmedilmiş.

Kararı veren sulh ceza hakimi Yunus Süer’in twitter profilinde aynen şu ifadeler yer alıyor: “Devlete ihanet eden kelleler, ibret-i alem için kesilip kanlarıyla toprak sulanmadıkça ihanet bitmez.”

Kaynak:

tsjustice.info

YORUM | Türk Yargısında Radikalizm ve Nurettin Yıldız Sempatizanları

0

 

Hollanda’da yayın yapan NRC gazetesi Hollandalı gençlerin siyasal islamcı Milli Görüş Teşkilatı tarafından Türkiye’ye götürülerek, radikal görüşlere sahip vaizler tarafından eğitildiğini yazdı. Gazetenin iddiasına göre, bu kamplardan birisi, Nurettin Yıldız’a ait Sosyal Doku Vakfı’nın İstanbul’daki şubesi.

NRC haberinde, Nurettin Yıldız’ın, cihatçı silahlı grup Ahrar el-Şam ile bağları olduğunu iddia ederek, Suriye’deki El Kaide lideri Abdullah Al Muhaysini için “bütün Müslümanların desteğini hak ettiğini” söylediğini yazdı. (1)

Yıldız, 6 yaşındaki kız çocuğuyla evlenilebileceği, kadınların dövülebileceği, müslümanın cihattan soğursa kaybedeceği ve demokrasinin kafir işi olduğu gibi radikal/sapkın görüşlerini kamuoyuna açıkça söylemekten çekinmiyor. (2)

Nurettin Yıldız’ın özellikle Türk yargısı içinde son dönemde oldukça artan etkisi göz önüne alındığında, haberdeki iddialar daha da önemli hale geliyor. Yıldız’ın yargı içinde oldukça kritik konumda çok sayıda sempatizanı bulunuyor.

Örneğin, Adalet Bakanlığı Müsteşarı ve OHAL Komisyonu eski başkanı Selahaddin Menteş, IŞİD mantalitesine sahip Yıldız’ın sempatizanlarından birisi. Yargı bürokrasisinin tepe noktasında yer alan Menteş, Twitter hesabında çok sayıda Nurettin Yıldız ve başkanı olduğu Sosyal Doku Vakfı’na dair paylaşımlarda bulunmasıyla tanınıyor. (3)

Yıldız’ın hukukla ilgili herhangi bir eğitimi bulunmamasına rağmen öncülüğünü yaptığı Hukuk ve Medeniyet Derneği’nin 2016 yılında gerçekleştirdiği “Hukuk Öğrencileri Türkiye Buluşması” isimli etkinliğe Selahaddin Menteş, İstanbul Başsavcı Vekili Fuzuli Aydoğdu, Yargıtay Üyeleri Yusuf Kuzu, Mustafa Çavuş ile birlikte birçok hakim ve savcı katıldı. Etkinlikte Yıldız konuşma da yaptı.

Aynı derneğin 2017 yılında gerçekleştirdiği “Hukuk Öğrencileri Dünya Buluşması” isimli etkinliğe ise İstanbul Anadolu Başsavcısı İsmail Uçar, HSK Genel Sekreter Yardımcısı Ali Erdem, HSK Üyesi Cafer Ergen, Yargıtay Üyesi İslam Çiçek, Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Celal Albay, Adalet Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Cengiz Öner, Antalya Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz ve birçok hakim ve savcı katıldı. (4)

Medyada Yıldız hakkında olumsuz haber çıktığında, mahkemeler tarafından habere derhal erişim engeli getirilmesi Yıldız’ın yargıdaki gücünün bir diğer göstergesi. Prof. Yaman Akdeniz sosyal medya hesabından durumu şu şekilde takipçilerine duyurdu: “Nurettin Yıldız Sansür Hocası oldu. Bu sefer @barisyarkadas’ın Kasım ayı “sansür raporu” açıklamaları ile ilgili @cumhuriyetgzt haberine erişim engellettirmiş”, “Nurettin Yıldız, @odatv’nin kendisi ile ilgili tüm haberlerine erişimi engellettiriyor. Talepleri İstanbul’daki Sulh Ceza Hakimlikleri tarafından basma kalıp gerekçelerle derhal kabul ediliyor.” (5)

Odatv, mahkemelerin Yıldız’dan gelen talepleri hiç bekletmeden işleme alıp, Yıldız’ın haberini yapan sitelere erişim engeli getirdiğini belirterek duruma tepki gösterdi ve “yargıda Yıldız’ın destekçisi olan kaç hakim, kaç savcı var? Neden Yıldız için mahkemeler adeta “seferber” oluyor?” sorularını sordu. (6)

Nurettin Yıldız ve takipçisi olan hakim savcılar, büyük tasfiye sonrası, Türk yargısının içler acısı halini resmediyor.

Kaynaklar:
1. https://www.nrc.nl/nieuws/2018/08/17/jongerenreis-naar-radicale-prediker-a1613504 http://www.cumhuriyet.com.tr/m/haber/dunya/1059365/Hollanda_da_yayimlanan_NRC_gazetesi___Hollandali_gencler_Turkiye_de_radikal_vaizler_tarafindan_egitiliyor_.html

2. https://www.sozcu.com.tr/2015/gundem/nurettin-yildizdan-kadini-dovebilirsin-vaazi-865340/

https://www.artigercek.com/6-yasinda-cocukla-evlenilir-diyen-ilahiyatcidan-asansorde-halvet-fetvasi

3. http://haber.sol.org.tr/toplum/nurettin-yildiz-hayrani-mustesar-215713

4. https://odatv.com/savcilarin-o-dernegin-toplantisinda-ne-isi-var-26031825.html

5. https://t.co/yIbggBiXxA https://t.co/aWIJBcaIhH
https://t.co/1uAT8olq0J

6. https://odatv.com/yoksa-bu-haber-de-kaldirilacak-mi-2401181200.html

Parti Yargısına Tipik Bir Örnek: AKP koltuğundan HSYK ve Danıştay üyeliğine terfi (Muharrem Özkaya)

0

 

Erdoğan’ın avukatı ve AKP Afyon milletvekili Ali Özkaya’nın kardeşi olan (avukat) Muharrem Özkaya, 2014 yılında Erdoğan tarafından HS(Y)K üyesi olarak seçilmişti.

Muharrem Özkaya, AKP’ye yakınlığıyla bilinen Hak-İş Konfederasyonu’na bağlı Hizmet-İş ve Öz Orman-İş Sendikalarının Hukuk Müşavirliğini yapmıştı. Daha da ötesi, Muharrem Özkaya, Ankara İl Genel Meclisi’nin AKP’li üyelerinden biri olarak da görev yapmıştı. (1)

2017 yılına kadar HS(Y)K üyeliği görevine devam eden Özkaya, görev süresi sona erdikten sonra yine Erdoğan tarafından Danıştay üyeliğine seçildi. Özkaya’nın üyesi olduğu dönemde HS(Y)K, soruşturma usullerine uymaksızın, sadece fişleme listeleri ile hukuka aykırı bir şekilde yaklaşık 5.000 hakim ve savcıyı ihraç etmesi nedeniyle gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında tepkilerin hedefi olmuştu.

Özkaya’nın son dönemdeki sosyal medya paylaşımları, binlerce hakim ve savcıyı ihraç edip yerlerine yeni yargı mensupları alarak Türk yargısını şekillendiren kişilerin nasıl bir düşünce yapısına sahip oldukları yönünde birtakım ipuçları vermektedir.

İhraçlar ve yeni atamalarla birlikte Türk yargısında Hakyol, Menzil ve İsmailağa gibi tarikatların yargıda kadrolaştıkları, tarikatlara mensup hakim ve savcıların önemli görevlere atandıkları eleştirileri kamuoyunda uzun süredir tartışılıyordu. (2)

Özkaya’nın son twitleri bu tartışmaları biraz daha ileriye taşıdı. Özkaya, Nakşibendi tarikatına bağlı İskender Paşa cemaatinin resmi internet sitesinde yayınlanan cemaat lideri Esad Coşan’ın “Üç vahim savaş” başlıklı yazısını twit hesabından övgüyle paylaştı:
“İlim ve irfan sahibi Rahmetli Prof Dr. Esad Coşan Hocamızın Haziran 1994 tarihli İslam mecmuasındaki başmakalesi geçen haftadan bu tarafa ayrı bir gözle yeniden yeniden okunuyor… Çok mühim bir savaşın içerisindeyiz. Asla ümitsiz olmayınız.” (3)

Cumhuriyet gazetesi yazarı Alican Uludağ, Özkaya’nın “Hocamız” demek suretiyle İskender Paşa liderine bağlılığını gösterdiğini belirterek Özkaya’ya tepki gösterdi. (4)

Özkaya’nın sosyal medyada tepkilere neden olan bir diğer twiti ise, HSK tarafından ihraç edilen Cumhuriyet savcısı Yiğit Kaçar’ın “Bankalar kapımda sıraya geçmiş. Ama ne utanıyorum ne de umursuyorum. Çünkü bu güne kadar aksattığım tek bir taksitim olmamıştı. Ta ki mesleğim elimden haksız yere alınana kadar. Öyleyse mesleğimi, maaşımı kim çaldıysa gidip ondan alsınlar. Benden alabileceğiniz tek kuruşum yok.” (5) diyerek mağduriyetini dile getirdiği twitine cevap olarak yazdığı twit: “SEN OGRENCILIGUNDEN ….AVUKATLIGINA KADAR FETO ÖRGÜTÜNDE YER ALDIĞINI BILEN ONLARCA KIŞI VAR.. SEN BARI FETOCU OLDUĞUNU GIZLEMEDEN NE DIYECEKSEN YINE DE…”

Yeni dönemin yüksek yargıçlarından biri olan Özkaya, ihraç kararında kendisinin de imzasının olmasını, Savcı Kaçar hakkında henüz bir mahkumiyet kararı bulunmayışını (masumiyet karinesi), iddianamenin somut delil içermeyişini, Kaçar’ın ihraç kararının kendisinin de üyesi olduğu Danıştay tarafından görülen davalar arasında bulunduğunu umursamaksızın, anlaşılması zor bir Türkçe ile, Kaçar’ı yargılamaya gerek görmeksizin, fişleme niteliğindeki duyumlara istinaden peşinen suçlu ilan ediyor!

Bu konuda yaşanan ilginç bir gelişme de, Özkaya’nın bu twitinin hemen ardından eski savcı Kaçar’a Danıştay’da devam eden davasına dair Danıştay tarafından bir tebligat gönderilmesi. Tebligatın zamanlamasını manidar bulan Kaçar, “Meslekten çıkarılmama yönelik iki yıl önce Danıştay’a açtığım davada, bu gün HSK’nın savunması tebliğ edildi. Son attığım tweetlerin hemen ardından gelmesi ne büyük tesadüf öyle değil mi?” (6) şeklindeki paylaşımıyla olaya tepkisini dile getirdi.

Kaynaklar:

1. odatv.com

2. www.diken.com.tr

3. https://twitter.com/muharremozkya

4. https://twitter.com/alicanuludag

5. https://twitter.com/yigitkacar

6. https://twitter.com/yigitkacar

YORUM | Aşırı kalabalık koğuşta tuvalet önünde yerde yatan tutuklu hakimin bireysel başvurusunda Anayasa Mahkemesi yine şaşırtmadı

0

 

Anayasa Mahkemesi, geçtiğimiz günlerde terör örgütü üyeliği iddiasıyla tutuklanan eski bir hakimin, cezaevinde kalabalık koğuşta tutulması dolayısıyla kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasıyla yaptığı başvuruyu, açıkça dayanaktan yoksun olması gerekçesiyle kabul edilemez buldu.

Başvurucu, özellikle aşırı kalabalık koğuş nedeniyle tuvalet önünde yer yatağında yatmak zorunda kaldığını yine asgari yaşam standardı için yeterli eşyanın ve yaşam alanının olmadığını ve bu durumun çok uzun bir süre devam ettiğini belirtmiştir.

Dosya içeriğine göre; başvurucu 29/07/2016 tarihinde tutuklanarak cezaevine girmiş ve 09/10/2017 tarihine kadar, 1 yıldan fazla bir süre boyunca, kalabalık olan söz konusu koğuşta kalmıştır. Başvurucunun kaldığı koğuşun ortak yaşam alanı 32 metrekare, yatakhane kısmı 39 metrekare ve havalandırma kısmı ise 33 metrekaredir. Koğuş kapasitesi ve yatak sayısı 16 olmasına rağmen koğuşta 25 kişi kalmaktadır. 9 kişi, bazıları tuvalet önünde olmak üzere yerde ve dönüşümlü olarak yatmaktadır. Koğuş mevcuduna göre kişi başına düşen toplam kullanım alanı 4,25 metrekaredir. Koğuşta bir adet tuvalet, bir adet banyo ve 16 adet dolap bulunmaktadır.

AYM söz konusu bireysel başvuru sonucunda, başvurucunun
zaman zaman yerdeki yatakta uyuyup ranzadaki yataklarda uyuyamamasının, başvurucunun üzerinde ağır bir bedensel ve ruhsal yük oluşturduğunun söylenemeyeceğini, odada yeterli eşya dolabının bulunmamasının başvurucunun sağlığı ve üzerinde yaratabileceği etkinin ağır olmadığını kabul ederek asgari eşik derecesinin aşılmadığı sonucuna varmıştır.

Söz konusu karara tek muhalif kalan heyet başkanı karşı oyunda ise ‘öngörülemez bir olay nedeniyle koğuşların kalabalıklaşması belirli süre makul kabul edilebilse de, başvurucunun bir yıldan fazla bir süre, dönüşümlü olarak tuvalet önünde yerde yatmak zorunda bırakılmasının insan haysiyetiyle bağdaşamayacağını, devletin pozitif yükümlülüğü gereği makul sürede gerekli tedbirleri almakla yükümlü olduğunu ve bu sebeple somut durumun Anayasanın 17/3 maddesini ihlal ettiğini’ belirtmiştir (1).

Anayasal düzeni, kişi hak ve hürriyetlerini birinci dereceden korumakla görevli olan yüksek mahkeme daha önce de, darbe girişimine iştirak bahanesiyle darbe sabahında gözaltına alınan kendi mahkeme üyelerinin hakimlik ve mahkeme üyeliği teminatlarının göz ardı edilmesine sessiz kalmıştı. Yüksek mahkeme, kısa süre sonra aynı üyelerinin savunmalarını almaya veya herhangi bir soruşturma yapmaya gerek görmeden ‘sosyal çevre kriteri’ gibi en son Hitler Almanyasında örneği görülen ucube bir iddiaya sığınarak 2 üyesini oybirliğiyle ihraç etmişti (2).

AYM, bu kararında da benzer şekilde Anayasal haklara ve Anayasa gereği uymakla zorunlu bulunduğu uluslar arası teminatları görmezden geldi.

Avrupa İşkencenin ve İnsanlıkdışı veya Onur Kırıcı Muamelenin veya Cezanın Önlenmesi Komitesinin 2015 yılında yayınladığı ‘Ceza infaz kurumlarında mahkum başına düşen yaşam alanı’ ile ilgili raporunda belirtilen (odadan tamamen ayrılmış olan tuvalet ve banyonun kapladığı alan haricinde kalabalık koğuşlarda mahkum başına düşmesi gereken) minumum yaşam alanına dahi aykırıdır (3).

Bunun dışında, Türkiye’nin uymakla yükümlü bulunduğu Birleşmiş Milletler Cezaevi Minumum Kuralları ile Avrupa Cezaevi Kuralları zaten özgürlüğü elinden alınmış kimselerin maddi/fiziki imkansızlıklar gereği durumlarının daha fazla ağırlaştırılamayacağını belirtmiştir. Söz konusu standart ve kabuller nedeniyle AİHM, koğuşların aşırı kalabalık olması nedeniyle Torreggiani ve Diğerleri/İtalya başvurusunda, kalabalık koğuşlar nedeniyle hijyenik olmayan koğuşlarda kalmayı Varga ve Diğerleri/Macaristan başvurusunda, koğuşun kalabalık olması nedeniyle tutuklulara yeterli kişisel alan kalmaması nedeniyle Muršić/Hırvatistan başvurusunda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesinin (insanlık dışı ve onur kırıcı muamele yasağı) ihlal edildiğine hükmetmiştir (4).

Kendi üyelerinin savunmasını almaya gerek görmeden tüm mevzuatlara aykırı şekilde ihraç edip bunu ‘zamanın şartlarına’ uygun bulan yüksek mahkeme, suçlu olup olmadığı belli olmayan meslektaşlarının bir yıldan fazla bir süre aşırı kalabalık koğuşta tuvalet önünde yerde yatmak zorunda bırakılmalarını da Anayasal güvencelere uygun bularak yine kimseyi şaşırtmadı.

Kaynaklar:
(1) memurlar.net

(2) www.hurriyet.com.tr

(3) https://www.google.com/url?sa=t&source=web&rct=j&url=http://rm.coe.int/1680727fa5&ved=2ahUKEwiYnfbuy9jcAhVQMd8KHXEMBxYQFjAAegQIAxAB&usg=AOvVaw0pE-S4SJVwdu8Rc1i-WQih

(4) https://www.google.com/url?sa=t&source=web&rct=j&url=https://www.echr.coe.int/Documents/FS_Detention_conditions_TUR.pdf&ved=2ahUKEwjJjNz7ztjcAhUCqlkKHSYJA04QFjAAegQIBRAB&usg=AOvVaw1aLKiHlzyPeen5FEiJ0WPh