Birleşmiş Milletler Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu, eski Yargıtay Üyesi Hamza Yaman’ın tutukluluğunu haksız buldu.

0

BM Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu, eski Yargıtay Üyesi Hamza Yaman için gözaltı şartları, tutuklamanın haksızlığı, uzunluğu, dosyaya erişim, cezaevi şartları, terör örgütü üyeliği ve ByLock iddialarıyla ilgili başvuruyu haklı bularak hemen salıverilmesi gerektiğine işaret etti. (1)
Karar, benzer iddialarla meslekten ihraç edilen veya tutuklanan hakim ve savcılar için emsal niteliği taşıyor.
Kararın Türkçe tercümesi için tıklayınız:
https://avkatanim.wordpress.com

Kaynak:
1. https://twitter.com/Leventism

Türk Yargısının güncel durumu hakkında İsviçreli yüksek yargıç Thomas Stadelmann tarafından hazırlanan kitap, EAJ ve LPE’nin desteğiyle 2018 yılı Ekim ayında yayımlandı.

0

Türk Yargısı hakkında Thomas Stadelmann tarafından hazırlanan kitap, EAJ ve LPE’nin desteğiyle 2018 yılı Ekim ayında yayımlandı.

Uluslararası Yargıçlar Birliği’nin (IAJ) internet sitesinde kitabın tanıtımı şu şekilde yapıldı:

“Parçalanan Demokrasi, Bağımsız Yargının Görev ve Fonksiyonu, Güçlerayrılığı ve Anayasal Demokraside Hukukun Üstünlüğü – 2018 Yılında Türk Yargısı- ”

Thomas Stadelmann tarafından hazırlanan ve Avrupa Yargıçlar Birliği’nin (EAJ) katkılarıyla yayımlanan kitap marketlerde satışa sunulmuştur.

Ayrıca kitap Frankfurt kitap fuarında ve Uluslararası Yargıçlar Birliği’nin (IAJ) 2018 yılı Fas yıllık toplantısında tanıtılmıştır.

Kitabı satın almak isteyenler için yayımcı kuruluşun internet sitesi:

www.staempfliverlag.com

Kitaptan alıntılar için:

https://www.iaj-uim.org/FallingApart.pdf

Kaynak: www.iaj-uim.org

​YORUM | Adaletin temsilcisi iken tutuklanan bayan hakimler, 5 yıldır cezaevi hücrelerinde adalet bekliyor

0

Hakim ve savcılar, Türkiye’de her geçen gün biraz daha otoriterleşen rejimin hem en büyük mağduru hem de en önemli destekçisi durumunda. Bu büyük çelişkinin kolay anlaşılabilir bir açıklaması var: 15 Temmuz darbe girişimini kendisine bağlı bir yargı oluşturmak için bahane olarak kullanan iktidar, darbecilerin dahi kimliklerini belirlemeden önce, daha önceden muhalif olarak fişlediği binlerce hakim ve savcıyı, kendisine bağlı diğer hakim ve savcılar eliyle gözaltına aldırıp tutuklattı. Kendi meslektaşlarını hukuksuzca tutuklamakta tereddüt etmeyen hakim ve savcılar hızlı bir şekilde terfi ederken, fişlenen hakim ve savcılar 5 yıldır cezaevi hücrelerinde tutuluyorlar.

Uzun yıllar adalet dağıttıkları toplum tarafından adeta görmezden gelinen bu yargı mensupları arasında çok sayıda kadın hakim var. Hayatlarının çoğu mahkeme salonlarında adalet dağıtmakla geçen, mütevazı yaşamlarıyla görev yaptıkları dönemlerde dahi medyada çok yer almayan, çoğunun ismi ve hikayesi kamuoyu tarafından pek bilinmeyen hücrelerdeki kadın hakimler, iktidarın acımasızlığının adeta ete kemiğe bürünmüş halidir. Nesibe Özer, Ayşe Neşe Gül, Yeşim Sayıldı, Neslihan Ekinci ve daha niceleri!

Nesibe Özer

Hakim Nesibe Özer, 2010-2014 yılları arasında HSYK (şimdi HSK) 2. Dairesi Başkanı olarak görev yaptı. Yargıda Avrupa standartları vizyonuyla görev yaptığı dönemde birçok meslektaşının takdirini topladı. İktidarın 2014 yılı HSYK üyesi seçimlerini kendisine yakın yargı mensuplarının kazanması amacıyla kurdurduğu Yargıda Birlik Platformu (YBD) adaylarının karşısında, bağımsız aday olarak yarıştı. 4545 hakim ve savcının oyunu almasına rağmen üye olarak seçilemedi. İktidarın tasfiye listelerinde en ön sıralarda yer alan Özer, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında derhal tutuklandı. Cezaevinde bir hücreye konulan hakim Özer, ağır hücre koşullarını açlık grevine giderek protesto etti.  (1)

Ayşe Neşe Gül

Ayşe Neşe Gül, iktidarın 2014 yılı HSYK seçimlerinde YBD adaylarının karşısında, bağımsız aday olarak yarıştı ve 4816 oy aldı. Bu sayı üye olarak seçilmesine yetmemekle birlikte, seçim sonrası iktidarın açık hedefi olan Gül, eşi savcı Cevat Gül ile birlikte 15 Temmuz darbe girişiminden sonra tutuklandı. Gül çifti hakkında tutuklandıktan yaklaşık 2 yıl sonra, tutuklu gazeteci Ahmet Altan’ın enfes benzetmesiyle, “hukuk pornosu” niteliğinde bir iddianame düzenlendi ve  ayrı ayrı üçer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmaları istemiyle dava açıldı. (2)

Neslihan Ekinci

Neslihan Ekinci, iktidarın hedef tahtasında yer alan bir diğer kadın hakim. HSYK eski Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapan Hakim Ekinci, Anayasa Mahkemesi Baş Raportörü olarak görev yapan eşi Hakim Dr. Hüseyin Ekinci ile birlikte tutuklandı. Ekinci çifti ayrı cezaevlerinde tutuldular, uzun süre birbirleriyle görüştürülmediler. Cezaevinde iktidar tarafından ‘özel’ olarak ağırlaştırılan koşullara dayanamayan Neslihan Ekinci Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine kaldırılarak bir süre burada tedavi gördü. Ekinci’nin kızı Rana Ekinci twitterdan anne ve babasının mağduriyetini umutsuzca kamuoyuna duyurmaya çalışıyor. Bu twitlerinde bir yıldan daha uzun bir süredir annesine kitap verilmediğini belirten Rana Ekinci, “Annem aklını kaybetme noktasına geldi.” diyerek adeta feryat etti. (3) Bu feryadı duyan isimlerden Uluslararası Af Örgütü üyesi Avukat Jan Walters, kameraların karşısına geçerek Neslihan Ekinci’ye yazdığı mektupta yapılan haksızlıklara karşı kendisini desteklediklerini sesli ve yazılı olarak ifade etti ve “güçlü ol” dedi. (4) Neslihan Ekinci’ye, uzun süre hücrede kaldıktan sonra 7.5 yıl hapis cezası verildi ve adli kontrol şartıyla tahliye edildi. Temyiz aşamasında hükmün onanması halinde tekrar cezaevine gönderilecek.

Yeşim Sayıldı

Türkiye’nin cezaevi hücrelerinde adeta unutulan bir diğer kadın hakim ise Yeşim Sayıldı. 2013 yılında İstanbul Anadolu Adalet Sarayı Komisyon Başkanlığı’na atandığında, bugün iktidarın sözcüsü olan Sabah gazetesi tarafından “Adliye Koridorlarında Topuk Sesleri” başlığıyla yayınlanan haberde “kadın hakları konusunda duyarlı biri olan Yeşim Sayıldı’nın komisyon başkanı olarak atanması kadın hakim ve savcıların yüzünü güldürdü.” ifadelerine yer verilmişti. (5) 2014 yılında iktidarın HSYK adaylarının karşısında bağımsız olarak adaylığını açıklamasıyla birlikte, iktidarın hedefi haline geldi. HSYK üyesi seçilmek için yeterli olmamakla birlikte, toplam 5009 hakim ve savcının oyunu aldı. Diğer HSYK adayları gibi, Sayıldı da, eşi Savcı Selçuk Sayıldı ile birlikte 15 Temmuz darbe girişimi bahanesiyle tutuklandı. Yeşin Sayıldı, hukuksuzca konulduğu cezaevi hücresinde umutsuzca adaletin tecelli edeceği günü bekliyor.

Yukarıdaki bu isimler sadece örnek olarak yazıldı. Bu isimler dışında, hücredeki kadın hakimlerin listesi oldukça uzun. Modern Türkiye’nin batılı evrensel değerlere dönük yüzününün temsilcileri olan bu kadın hakimlerin hayatları, gücü tamamen ele geçiren Erdoğan Rejimi’nin insan hakları, hukukun üstünlüğü ve demokrasi gibi evrensel değerlerden yüzünü çevirmesiyle birlikte altüst oldu. Siyasi iktidar yargıyı tamamen kendine bağlamak için, kendisine bağlayamayacağına, bağımsızlık mücadelesine devam edeceğine kanaat getirdiği hakim ve savcıları tasfiye etti. Amacına da ulaştı. Bugün Türkiye’de bağımsız ve tarafsız yargıdan bahsetmek mümkün değil.

Bugün bir bilinmezliğe doğru yol alan Türkiye’de bir zamanlar adaletin temsilcileri olan kadın hakimler, cezaevi hücrelerinde adalet bekleyişine devam ediyorlar.

Kaynaklar:

  1. www.odatv.com

2. www.milliyet.com.tr

3. www.yeniasya.com.tr

4. www.freejudges.eu

5. www.sabah.com.tr

HABER-YORUM | Bir Partili Yargıç Portresi: Abdurrahman Orkun Dağ (‘Cumhuriyet’i mahkum edip Yargıtay’da yüksek yargıç yargılamak, HSYK E. Genel Sekreteri Mehmet Kaya duruşması)

0

 

İktidarın 15 Temmuz ‘kontrollü’ darbe teşebbüsü bahanesiyle yargıyı yeniden dizayn etme projesi kapsamında tutuklanan binlerce yüksek yargı mensubunun yargılanmasına devam ediliyor.

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) eski Genel Sekreteri ve eski Yargıtay Üyesi Mehmet Kaya 2 Ekim 2018’de hakim(!) karşısına çıktı.

Yargıtay 9. Ceza Dairesince, Yargıtay Genel Kurul Salonu’nda görülen duruşmada Abdurrahman Orkun Dağ’ın heyet başkanlığı yapması dikkat çekti. Dağ, Cumhuriyet Gazetesi yazarları hakkında mahkumiyet kararı vermiş; Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali kararına rağmen Mehmet Altan’ı tahliye etmemişti. Siyasi davalarda iktidar muhalifleri aleyhine verdiği kararlarıyla ünlenen Dağ, üyelerinin tamamı iktidar partisi tarafından seçilen Hakimler Savcılar Kurulu (HSK) tarafından 16 Temmuz 2018 tarihinde Yargıtay üyeliğine terfi ettirildi. Yargıtay’da da henüz iki aylık kıdemle, teamüller çiğnenerek, 9. Ceza Dairesi’nde heyet başkanlığına getirildi. (1)

Tutuklu yargılanan Yargıtay üyesi Mehmet Kaya’nın duruşmasındaki tavırlarıyla ‘bağımsız ve tarafsız olmadığı’ yönünde eleştirilere hedef olan Dağ, duruşma sırasında sık sık Kaya’nın savunmasına müdahale etti.

Savunma için söz verilen Mehmet Kaya, usule ilişkin itirazlarını dile getireceğini, dosya tam olarak eline geçmediği için esas hakkındaki savunmasını daha sonra yapacağını belirtti.

Avukat istemediğini, ancak CMK’dan atanan zorunlu avukatı bulunduğunu ifade eden Kaya, hukuktan bahsetmeye devam edeceğini söyledi. Kaya, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve diğer uluslararası sözleşme ve etik kurallar gereği hukuk adamlarının uyması gereken kurallar bulunduğunu anlattı.

Kaya, Türkiye’nin, Anayasa’nın 90. maddesi gereği, insan haklarına uyma yükümlülüğünü kabul ettiğini, ancak buna rağmen katı pozitivist hukuk anlayışının egemen kılınmaya çalışıldığını ileri sürdü.

Anayasanın başlangıç kısmında hukuk devleti ilkelerinden, insan onurundan bahsedildiğini anlatan Kaya, bugün hukuksal pozitivizmin mi yoksa insan haklarına dayalı hukukun mu uygulanacağı sorusunun sorulduğunu savundu. İnsan haklarına dayalı hukuku uygulamamanın tam bir haksızlık olacağını belirten Kaya, ülkelerin insan hakları bağlamında AİHS ilkeleri ve AİHM içtihatlarına uymaları gerektiğini kaydetti.

Bu sırada, Mahkeme Başkanı Dağ, “Sizden burada ders almayacağız” diyerek Kaya’yı uyardı. Kaya’nın, “Savunmamı kısıtlayamazsınız, kesemezsiniz” diyerek, savunmasına aynı şekilde devam etmesi üzerine Başkan Dağ, bu kez “Savunmanızı size yöneltilen isnatlarla ilgili yapın. İlliyetsiz şeyler söylüyorsunuz.” uyarısında bulundu.

Sanık Mehmet Kaya ise “İhsası reyde bulunuyorsunuz” diyerek, Mahkeme Başkanı Dağ ile ilgili reddi hakim talebinde bulundu.

Talep üzerine Başkan Dağ, duruşmaya ara verdi. Aranın ardından, Başkan Dağ, sanığın savunma dışındaki sözlerinin ve reddi hakim talebinin duruşmayı uzatma amacına yönelik olması nedeniyle geri çevrilmesine karar verildiğini açıklayarak, duruşmaya devam etti.

Mehmet Kaya ise “Hakkımda verilecek cezayı biliyorum, hukuki görüşlerimi ifade etmeye devam edeceğim” diyerek savunmasını sürdürdü.

AİHM’in adil yargılanma hakkının kısıtlanmasıyla ilgili ülke kararlarından örnekler veren Kaya, “Binlerce hakimin listeler gönderilerek tutuklanmasına yol açan bu durumla ilgili elbette hukuk yoluyla bir yüzleşme olasıdır.” dedi.

İnsan haklarına dayalı hukukun uygulanması talebini dile getirdiğini, dile getirmeye de devam edeceğini aktaran Kaya, uygulamadaki yanlışlıkları anlatmaya çalıştığını belirtti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının hakkında suçüstü hükümleri uygulayamayacağını, hakkında soruşturma yürütenlerin bu yetkisinin bulunmadığını iddia eden Kaya, “Benden daha kıdemsiz tek bir hakimin, hakkımda düzenlediği belgeyi kabul etmiyorum. Yargıtayda KHK ile bir daireye beni yargılama yetkisi veriliyor. Bu hukuk mudur? Yapılanlar, anayasaya, uluslararası sözleşmelere, AİHM içtihatlarına aykırıdır, meşru değildir.” iddiasında bulundu.

Mehmet Kaya, “Bu mahkemenin yargılama yetkisini kabul etmiyorum. Yürütmenin müdahalesiyle sırf bu davalara bakmak için yetkilendirilmiştir. Bağımsız da değildir. Türk yargısı koşar adım bağımsızlığını kaybetmeye doğru gidiyor. 9. Ceza Dairesi de bağımsızlığını kaybetti, çünkü özel olarak seçildi. Bağımsızlığı olmayan bir mahkemenin tarafsız olamayacağı da açıktır.” diyerek de heyetin reddini istedi.

Bu talep üzerine de duruşmaya ara veren Heyet, aranın ardından bu talebin de duruşmayı uzatmaya yönelik olduğunu belirterek reddetti.

Savunmasına devam eden Kaya, hayatının hiçbir döneminde demokratik olmayan bir şeyin içinde yer almadığını ileri sürerek, “Sıkıyönetim listelerinden bahsediliyor. Darbe sonunda bana görev verilseydi kabul etmezdim. 2 ay HSYK Genel Sekreteri olmamak için direndim. Hiçbir zaman makam peşinde olmadım. Üye seçilirken de savcı olmak istemiştim.” dedi.

Aranın ardından usule ilişkin savunmasını tamamlayan Kaya’ya, esas hakkındaki savunması için gelecek duruşmaya karar süre verildi. Kaya’nın avukatının tahliye talebi reddedilirken, duruşma ertelendi. (2)

Kaynaklar:
1. www.cumhuriyet.com.tr
2. www.memurlar.net

HABER | Tutuklu Yargıtay üyesi 27 aydır tutulduğu hücresinin resmini çizdi: “Benim 24 saatim burda geçiyor ama masam yok”

0

 

15 Temmuz darbe teşebbüsü bahanesiyle yargıyı tamamen kendisine bağlamak isteyen siyasi iktidar, darbe teşebbüsünün sabahında Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay üyesi yüzlerce yüksek hakimi önce gözaltına aldırdı, sonra tutuklattı. Bunlardan birisi de, Yargıtay üyesi Ali Alçık.

Yaklaşık 27 aydan beri tek kişilik hücrede tutulan Alçık, safrasında taş bulunmasına, hücresinde bayılmasına ve diğer ciddi sağlık sorunlarına rağmen tahliye edilmemesi bir yana hücreden dahi çıkarılmıyor.

Yüzlerce meslektaşıyla benzer kötü koşullarda Keskin Ceza İnfaz Kurumu’nda tutulan Alçık, kızına gönderdiği mektupta cezaevindeki hücresini çizip, altına da tasvirini yazdı:

“İşte kabataslak odamdaki eşyalarımın yeri ve neler olduğu: Solda yatağım, yanında elbise dolabım, sandalyem, sandalyemin üzerinde radyom. Dolabımdaki kalp Elif’in gönderdiği postit ve üzerinde ketıl ve çaylarım, yanında çöp kovası, mutfak eviyesi ve musluk, zeytinyağım, bulaşık deterjanım, tabaklarım, hemen üstünde mutfak dolabım ve banyo-WC, banyonun kapısı görülüyor. Benim 24 SAATİM BURADA GEÇİYOR. MASAM YOK. Çünkü masayı tek kişilik odalara vermiyorlar.” (1)

İşte bir Yargıtay üyesinin yaklaşık son iki yılında gününün 24 saatini geçirdiği hücre böyle.

Alçık hücresinde yazdığı, “Alışamadım Bir Türlü” isimli şiirinin bir kısmında ise:

“Alışamadım bir türlü
Beş adımda geri dönmeye
Onbeş metrekarelik odamda
Geçirdiğim iki yıla karşılık …” diyerek keyfi esaretine adeta isyan ediyor.

Hukukçular; Yargıtay, Danıştay, Anayasa Mahkemesi üyeleri ve tutuklu binlerce hakim ve savcının mevcut durumunun, tutuklu hakimlerden çok, hala yargı mensubu olarak görev yapan hakim ve savcılara yönelik siyasi iktidarın tehdit ve korkutma mesajı niteliğinde olduğu görüşündeler.

 

Kaynak:
https:/
/twitter.com/ladydemokles/status/1044888512208736256?s=19

HABER-YORUM | Tutuklu avukatları tahliye eden hakim heyeti, sonradan kararlarını geri aldıkları halde sürgün edilmekten kurtulamadı.

0

 

Yaklaşık bir yıldır terörizm bahanesiyle tutuklu bulunan 17 avukatın yargılandığı davanın ilk duruşmasında tüm avukatların önce tahliyesine, bir gün sonra ise ilginç bir şekilde yeniden tutuklanmalarına karar veren, İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti sürüldü.

12 Eylül 2017’de bürolarına baskın yapılarak gözaltına alınan Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve Halkın Hukuk Bürosu (HHB) avukatları, bir yıldan bu yana tutuklu bir şekilde mahkemeye çıkmayı bekliyorlardı. 12 Eylül’de başlayıp beş gün süren duruşmanın ardından 37. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti tüm tutukluları, “suç vasfının değişmiş olması, tutuklamanın tedbir olması, sanıkların avukat olması, tutuklulukta geçen süre ve AİHM içtihatları”nı gerekçe göstererek tahliye etti. (1)

İşte bu aşamadan sonra Türk yargısında son dönemde artık “rutin” haline gelen bir süreç başladı. Önce iktidar yanlıları tarafından sosyal medyada tahliyelere tepki gösterildi. Ardından savcı tahliyelere itiraz etti. Hafta sonu olmasına rağmen mahkeme heyeti toplandı ve tahliye edilen avukatlar sadece bir gün önce tahliye eden aynı mahkeme tarafından yeniden tutuklandı. Benzer süreçler gazeteciler Murat Aksoy ve Atilla Taş (2) Yargıtay üyesi Ekrem Ertuğrul (3) hakim Ömer Diken (4), Uluslararası Af Örgütü Türkiye Temsilcisi Taner Kılıç (5), HDP Hakkari milletvekili Leyla Güven (6) ve daha birçok siyasi tutuklunun yargılandığı davalarda da yaşandı.

Birgün önceki tahliye kararını alelacele geri alması da 37. Ağır Ceza Mahkemesi heyetini iktidarın öfkesinden koruyamadı ve mahkeme heyeti dağıtıldı. HSK’nın 19 Eylül 2018 tarihli yetki kararnamesi ile mahkeme başkanı Kadir Alpar başkanlıktan alınarak 18. Ağır Ceza Mahkemesine üye yapıldı. Mahkeme üyesi Serkan Baş 15. Ticaret Mahkemesi’ne üye olarak gönderildi. Buna karşılık, ÇHD Başkanı Av. Selçuk Kozağaçlı’yı olaylı bir şekilde “avukatı olmaksızın” tutuklayan 26. ACM üyesi Akın Gürlek ise terfi ettirilerek 37. ACM’ye başkan alarak atandı. (7)

Bu son olay, 15 Temmuz kontrollü darbe teşebbüsü bahane edilerek binlercesi tutuklanan ve toplam 5.000 civarında mensubu ihraç edilen Türk yargısının tamamen siyasi iktidara bağlı olduğunun ve siyasi iktidarın da kendi kontrolü altında verilmeyen en küçük bir karara tahammülü olmadığının açık bir göstergesi.

Kaynaklar:
1. https://m.bianet.org/bianet/insan-haklari/200847-chd-li-avukatlar-tahliye-edildi
2. http://www.gazeteciler.com/haber/atilla-tas-ile-birlikte-11-gazeteci-tekrar-tutuklandi/308380
3. https://www.aydinlik.com.tr/balyoz-u–hakim-ekrem-ertugrul-yeniden-tutuklandi-turkiye-agustos-2018-3
4. http://www.cumhuriyet.com.tr/m/haber/turkiye/1024732/_Balyoz__hakimi_Diken_e_yeniden_tutuklama_karari.html
5. http://www.hurriyet.com.tr/gundem/savci-itiraz-etti-taner-kilic-cezaevinden-cikamadi-40727879
6. http://www.hurriyet.com.tr/gundem/son-dakika-leyla-guven-tahliye-edilmeden-yeniden-tutuklandi-40881745
7. https://www.gazetetamam.com/chd-hhb-uyesi-avukatlari-once-tahliye-edip-sonra-tekrar-tutuklatan-mahkeme-uyeleri-surgun-edildi/