IAJ internet sayfasından 19 Ocak 2019 günü aşağıdaki açıklamayı yaptı*:
“Türk Mahkemesince Murat Arslan’a 10 Yıl Hapis Cezası Verildi.
Dün, sevgili meslektaşımız YARSAV Başkanı ve 2017 Vaclav Havel İnsan Hakları Ödülü sahibi Murat Arslan’ın hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin üzücü haberi aldık. Bu, Murat Arslan’ı on yıl hapis cezasına hükmeden bir Türk Mahkemesi tarafından yapılan sahte yargılamaya ilişkin rapordur. Bu raporun görgü tanığı yazarının kimliği burada açıklanmadı: Yalnızca, Uluslararası Yargıçlar Birliği (IAJ) Başkanlık Komitesi üyeleri ve haberlerin doğruluğunu garanti eden Genel Sekreterlik üyeleri tarafından bilinir.
Dünyaya, artık hukukun üstünlüğü ilkesiyle yönetilmeyen ve uluslararası toplumun bir parçası olmaktan uzak bir ülke olan Türkiye’de, adaletin nasıl ölçüsüzce ve çirkin bir şekilde uygulandığını göstermeye matuf olmak üzere bu haberi yaymanın doğru olduğunu düşündük:
“Özgür Türkiye’nin Sevgili Dostları,
Son duruşma gerçekten görülmeye değerdi. Birincisi, Arslanımız (Türkçe’de cesur anlamında Arslan şeklinde kullanılmaktadır) çok ilham verici bir konuşma yaptı. Şimdi söyleyeceklerinin duruşmayı yöneten bu heyete yönelik yapılan bir savunma olmadığını, hukukun üstünlüğü ilkesine gerçek manada sahip çıkacak gelecek kuşak hukukçularına ilettiği bir konuşma olduğunu belirtti. Her zaman olduğu gibi ses tonunda meydan okuyan bir hal vardı. Mahkeme heyetini küçümseyen bir duruş ortaya koydu ve bunu kelimeleri ile de ifade etti. Konuşmasını avukatından aldığımda bir bütün olarak tercüme edeceğim. Mahkeme heyeti sinmişti ve bu nedenle oldukça sessizdi. Sadece orada oturuyorlar ve tepki göstermeden dinliyorlardı. Avukatı tarafından soruşturmanın genişletilmesi talebinin Mahkemece reddine karar verilerek yargılamaya devam olundu.
Kararı veren ve üç kişiden oluşan mahkeme heyetinde yargılamanın başlamasından karar duruşmasına kadar tüm duruşmalara başkanlık eden bir yargıç olmadığını sizlere hatırlatmak isterim. Dolayısıyla hiçbir yargıç, mahkeme salonunda baştan sona ne olduğunu görmedi. Karar oturumuna başkanlık eden mahkeme reisinin ise davaya başkanlık ettiği ikinci duruşma oldu. Türk ceza hukuku ise, bütün duruşmaların kararı veren hakim önünde olması gerektiğini emreder.
Savunma tarafının bütün taleplerinin mahkeme heyetince reddi üzerine, avukatlarca artık faydasız görülmesi nedeni ile herhangi bir işlem yapılmamasına yönelik tutumun benimsenmesine karar verildi. Mahkeme savunma tarafını bütünü ile dinlemesine karşılık, somut gerçeği aramak şeklinde bir karar almaya niyetli gözükmüyordu. Mahkemece çözümü uzmanlık gerektiren tartışmalı teknik konuların araştırılması yönünde bir duruş ortaya konulmadı. Yargılamanın başından sonuna kadar, açıklığa kavuşturulması gerekli konuların halline yönelik bir çabada ortaya konulmadı, çünkü sonucun ne olacağına yönelik karar çoktan belirlenmişti.
Savunma avukatlarınca heyetin tarafsızlığını yitirdiği ileri sürülerek heyetin reddi yönünde talepte bulunuldu. Mahkemece bu istemin yerinde olmadığı belirtilerek taleplerinin reddine karar verildi. Aslında Türk Ceza Muhakemesi Kanuna göre bu itirazın incelenmesi yönünden dosyanın diğer mahkemeye gönderilmesinde bir zorunluluk olmasına karşın, bu usul hükmü göz ardı edilerek mahkeme kendisi itirazı değerlendirdi ve talebin reddi yönünde karar verdi. Bu noktada avukatlar istifaya karar verdi. İstifanın ardından duruşma savcısı tarafından sanığa atılı suç için yasada öngörülen cezanın miktarı dikkate alınarak sanık için Baro tarafından yeni bir müdafii atanması gerektiğini belirtti. Heyet görüşme odasına geri döndü ve birkaç dakika sonra geri geldi. Ardından, yeni avukatların atanması gerektiği fikrini reddetti ve herhangi bir gerekçe belirtmeksizin ve delillerin ne olduğunu açıklamaksızın Arslan’ı suçlu bulduklarını ve on yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verdiklerini açıkladılar. Karar açıklandıktan sonra mahkeme salonundaki herkes karara tepki gösterdi ve alkışlamak sureti ile mahkemeyi protesto ettiler. Bazı insanlar bağırdı ve burada olanları açıklayacaklarını söylediler. Sevilay (Arslan’ın eşi) bağırdı ve “Evinize nasıl gideceğinizi ve çocuklarınızın gözlerinin içine nasıl bakacağınızı merak ediyorum, yazıklar olsun size” dedi. Dirayetli idi ama derinden etkilenmişti. Bir başka eski dostumuz, “20 yıl ceza mahkemelerinde yargıç olarak görev yaptım ama bu kadar utanç verici bir duruşma görmedim” diye bağırdı. Yargıçlar bir kelime bile söyleyemeden sessizce orada beklediler.
Ardından güvenlik acele ile duruşma salonunu boşalttı. Arslan ne olacağını bildiği için yaşananlara hiçbir tepki göstermedi. Kuşkusuz tüm bu olup biten hiç kimse için sürpriz değildi.
Biz bunun bir son değil, başlangıç olduğunu ifade ediyoruz.
Saygılarımızla,””
*Tercüme: Free Judges
Kaynak:
http://www.iaj-uim.org/news/murat-arslan-sentenced-to-10-yrs-prison-by-a-turkish-court/
