YORUM | Tecrit Odalarının Son Kurbanı: HSYK Eski Üyesi Tutuklu Hakim Teoman Gökçe

0

 

HSYK 1. Dairesi eski üyesi hakim Teoman Gökçe henüz 49 yaşındaydı. Tutuklu bulunduğu cezaevinde kalp krizi geçirerek öldüğü açıklandı. Türkiye’de muhalifleri tasfiye aracı haline getirilen yargı tarafından haksız bir şekilde tutuklanan Gökçe, 20 ayı aşkın bir süredir tek kişilik tecrit odasında tutuluyordu. Bağımsız haberciliğin ve yargının dibe vurduğu Türkiye’de, Gökçe’nin gerçek ölüm nedenini öğrenmek olanaklı olmadığından, orta yaşlı, sağlıklı ve iktidara muhalif kimliğiyle bilinen bir insanın cezaevindeki ölümünden şüphelenmek gerekir.

1990 yılında Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olan Teoman Gökçe, 1991 yılında hakim adaylığına başladı. 1993 yılında Cumhuriyet savcısı olarak göreve başladıktan sonra, terör bölgeleri de dahil olmak üzere Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde görev yaptı. Bu arada hukuk doktorasını da tamamladı. 1999 yılında, iş yükü altında adeta boğulan Yargıtay’a tetkik hakimi olarak atandı. 11 yıllık yoğun bir çalışma temposunun ardından, 2010 yılında HSYK üyeliğine aday oldu. Toplam 11.900 hakim ve savcının oy kullandığı seçimlerde Gökçe, meslektaşlarının % 50’sinden daha fazlasının oyunu alarak, 6.068 oyla, HSYK üyesi seçildi. Gökçe seçimlerde meslektaşları arasında oldukça popülerdi. Nitekim en çok oyu alan ikinci kişi olmuştu.

HSYK üyesi seçildikten sonra da, tevazusu ve meslektaşlarına karşı saygılı tavrı devam etti. Hakimlik ve savcılık mesleğinin modern hukuki değerlere uygun, Avrupa standartlarında yerine getirilmesi Gökçe’nin temel ilkesiydi. 2010 yılındaki Anayasa değişikliklerinden sonra Türkiye’de her kurumu daha fazla kontrol etmeye çalışan iktidar, yargıyı da kontrol altına alma çabasını artırdı. Gökçe, kuvvetler ayrılığı, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı, hukukun üstünlüğü için mücadele etti.

İktidarın, Adalet Bakanı eliyle HSYK’ya yaptığı müdahalelere tepki gösterek, 11 Haziran 2014 tarihinde HSYK 1. Daire üyeliğinden istifa etti. İstifa açıklamasında, Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi normları, Venedik Komisyonu kriterlerine vurgu yapan Gökçe, iktidarın 17 Aralık 2013’te başlatılan yolsuzluk ve rüşvet soruşturmaları sonrasında yasal değişiklik ve fiili uygulamalarla kuvvetler ayrılığı, hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, hakimlik-savcılık teminatı, masumiyet karinesi, adil yargılanma hakkı ve kanun önünde eşitlik ilkelerine ciddi boyutlarda zarar verdiğini belirtti. Gökçe’nin istifası kamuoyunda oldukça ses getirdi. Erdoğan hükümeti, açıklamaya tepki gösterdi.

İktidar, 12 Ekim 2014’te yapılacak seçimleri kendisine yakın yargıç ve savcıların kazanması ve böylelikle yargıyı tamamen ele geçirme amacıyla Yargıda Birlik Platformunu (YBP) kurdu. Bunun üzerine Teoman Gökçe de, “bağımsız yargı ve hukukun üstünlüğü” sloganıyla yeniden HSYK üyeliğine adaylığını açıkladı. İktidarın, hakim savcı maaşlarına zam vaadi dahil, devlete ait tüm araçları kullanarak manipüle ettiği seçimleri YBP adayları kazandı. Gökçe, iktidarın tüm baskılarına rağmen, seçimi kazanmasına yetmemekle birlikte 4.797 hakim ve savcının oyunu almayı başardı. Bu seçimler iktidarın kendi adaylarına oy vermediklerini düşündüğü 5.000 civarında hakim ve savcıyı fişleyerek tasfiye planlarına başlamasının da miladı oldu.

İktidar, 15 Temmuz 2016 darbe girişimini bahane ederek daha önceden hazırladığı fişleme listelerinde isimleri bulunan 2745 hakim ve savcıyı “darbeye teşebbüs” suçlamasıyla gözaltına aldırdı. Onlardan biri de, Teoman Gökçe idi. Tutuklandı. Cezaevinde uzun süre tecrit altında tutuldu.

İktidarın kara listesinde adı geçen hakim ve savcıların bazıları gözaltına alınırken darp edildiler, arkadan kelepçelendiler. Adliyelere götürüldüklerinde, kalabalıkların sözlü ve fiili saldırılarına maruz bırakıldılar. Medyada azılı darbeci/katil gibi gösterildiler. Mallarına el konuldu, aileleri maddi imkanlarından, sağlık güvencelerinden yoksun bırakıldı. Tutuklanan bu kişiler için cezaevlerinde ziyaretçi yasakları, mektup ve kitap okuma yasakları getirildi. Yıkanmaları için gerekli sıcak su verilmedi. Soğuk günlerde ısıtma, sıcak günlerde soğutma sistemleri devre dışı bırakıldı. Cezaevi çalışanlarının hakaret ve kötü muamelelerine maruz kaldılar. Kimisi işkence gördü.

Hakim Teoman Gökçe yaklaşık 2 yılını böylesi bir ortamda hücrede geçirdi. Gökçe’nin anne ve babası psikolojik ve fiziksel olarak katlanılması zor olan çocuklarının yaşadığı böyle bir süreci daha fazla kaldıramadı. Her ikisi de 6 ay arayla kalp krizi sonucu vefat ettiler. Bir süre sonra da Gökçe, tek başına tutulduğu hücresinde, anne ve babası gibi, kalp krizi geçirerek hayata veda etti.

İnsan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu “Yasalara göre bir insanı 20 günden fazla hücrede tutamazsın ama binlerce eski hakim, savcı 20 aydır hücrede, kimsenin umurunda değil, yavaş yavaş psikolojileri bozulmaya, kalp krizi geçirmeye başladılar. HUKUK İSTİYORUZ” diyerek Gökçe’nin ve hakimlerin 20 aydır hücrede tutulmasını eleştirdi. (1)

Türkiye’nin en eski seküler gazetesi Cumhuriyet için 8 Nisan 2018 tarihinde bir yazı kaleme alan Emre Kongar da “içerdeki hukukçular” başlıklı makalesinde, “Geçen hafta, biri hapiste, biri sürgünde (birbirleriyle çok farklı konumlarda olan) iki yargıç öldü.” diyerek, “Alevi” olduğu iddiasıyla fişlenip sürgün edildiği şehirde kalp krizinden vefat eden hakim Abuzer Kara ile darbe bahanesiyle tutuklanıp hücreye atılan hakim Teoman Gökçe’nin hücresinde ölümlerine değinerek, “hukuk devleti, adalet ve demokrasi” çağrısı yaptı. (2)

Gökçe’nin ölümüyle ilgili çok çeşitli haberler yapıldı. Özellikle sosyal medyada, Gökçe’nin muhalif kimliği nedeniyle, ölümünün “kuşkulu” olduğu işlendi. İktidarın cezaevleriyle ilgili tutumu bu şüpheleri besleyen en önemli kaynaktır.

Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi (CPT) tarafından 15 Temmuz sonrası Türkiye’deki cezaevlerinin incelenmesi sonucunda düzenlenen raporun açıklanmasına Türk Hükümeti izin vermedi ve rapor açıklanamadı. (3)

673 sayılı KHK ile cezaevinin sivil denetimi amacıyla kurulan cezaevi izleme kurullarının başkan ve üyelerinin tamamının görevlerine son verildi ve daha sonra yerlerine iktidar taraftarı kişiler atandı.

Özetle, Türkiye’de cezaevleri yerel ve uluslararası insan hakları örgütlerinin sivil denetimine tamamen kapalı. Bunun yanısıra, Türkiye’de medya, ana akım Doğan Medya’nın da hükümet destekçisi bir medya grubuna baskılar sonucu satılmasından sonra, neredeyse tamamen iktidarın kontrolünde. Türkiye, RSF’nin raporuna göre dünyada en çok gazetecinin cezaevinde olduğu ülke. Bu durumdaki medyada, cezaevindeki hak ihlallerinin görülmesi olasılığı çok düşük.

Yargı tamamen iktidara bağlı olduğu için, cezaevlerinde zaten iktidarın yönlendirmesiyle yapıldığı iddia edilen hak ihlallerinin etkin bir şekilde soruşturulması da mümkün gözükmemektedir. Bu nedenle Gökçe’nin ölümünün gerçek nedeni konusunda ortaya atılan iddiaların devam edeceği anlaşılmaktadır.

Kesin olarak söylenebilecek birşey var ki, Hakim Gökçe Temmuz 2016’dan beri tutuklu olmasına rağmen kendisini savunma imkanı dahi bulamadan, bir tek duruşma dahi yapılmadan, tecrit hücresinde öldü. Yaşam hakkı ve adil yargılanma hakkı açıkça ihlal edildi. Gökçe’nin tutukluluğu tam olarak yargısız infaz oldu.

Kaynaklar:

1. twitter.com/gergerliogluof

2. cumhuriyet.com.tr

3. www.dw.com

HABER | ‘Alevi’ denilerek fişlenen hakim ‘tayin edildiği’ Ordu’da hayatını kaybetti

0

 

06/04/2018

Dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan ile eski adalet bakanı Sadullah Ergin arasında geçtiği iddia edilen ses kaydında ‘Alevi hakim’ olarak bahsedilen İstanbul 7’nci Asliye Ceza Mahkemesi hakimi Abuzer Kara, kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti.

Kara, geçen yılın ekim ayındaki kararnameyle Ordu’ya tayin olmuştu.

Ordu Adliyesi 4’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde görevli, evli ve iki çocuk babası 56 yaşındaki hakim Abuzer Kara, dün rahatsızlanarak hastaneye gitti. Bir süredir rahatsız olduğu ve tedavi gördüğü öğrenilen Kara, dün gece saatlerinde kalp krizi geçirmesi sonucu hayatını kaybetti.

‘Allah herkesin gönlüne göre versin’

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Kanunu’na muhalefetten Aydın Doğan aleyhine açılan davada beraat kararı verilmesinin ardından yapıldığı iddia edilen görüşme kaydında, Erdoğan olduğu öne sürülen kişi “Bak dava görüldü, yani kararı verdi adam” diyordu. Sadullah Ergin olduğu belirtilen kişi ise yanıt olarak “Mahkemenin hakiminin Alevi olduğu yönünde bir bilgi de vardı” ifadesini kullanıyordu.

Kara, durumla ilgili şöyle konuşmuştu: “Ne diyebilirim ki? Allah herkesin gönlüne göre versin. Bir şey diyemiyorum. Bugüne kadar çalıştığım yerler belli, şeyler belli… Herkes de bilir, tanır. Verdiğimiz kararlar belli. O açıdan o konular bana üzerinde konuşulacak konular gelmiyor günümüz koşullarında. Alevilik, Sünnilik falan. Bana pek, benim pek şeyim değil yani. O açıdan yorumda bulunmak istemiyorum.”

Erdoğan, 30 Mart 2014 yerel seçimleri öncesi ATV yayınına katılmıştı.

Ergin, Erdoğan’ın ATV’ye çıkmasından sadece birkaç saat önce ses kaydında kendisine atfedilen ‘Alevi hakim‘ ifadesini kabul edip sözlerinin cımbızlandığını savunmuştu.

Erdoğan’sa, kaydın büyük çoğunluğunu kabul edip, ‘Alevi hakim’ kısmının montaj olabileceğini söylemişti.

Kaynak:
www.diken.com.tr

HABER | Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu eski üyesi hakim Teoman Gökçe’nin tutuklu iken cezaevinde ölümüne ilişkin İtalyan Yargıçlar Birliği (ANM) tarafından yapılan açıklama

0

 

04 Nisan 2018

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu eski üyesi hakim Teoman Gökçe’nin cezaevinde iken ölümüne ilişkin İtalyan Yargıçlar Birliği (ANM) tarafından bir açıklama yapılmıştır.

Müteveffanın ailesine, halen tutuklu bulunan yada meslekten ihraç edilen hakim ve savcılara yönelik dayanışma vurgusuna yer verilen açıklamada aynı zamanda İtalyan ve Avrupa Kurumlarına, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine hukukun üstünlüğü ilkesinin tesisini sağlamaya matuf müdahale ve zorlama yapılması yönünde çağrıda bulunulmuştur.

Açıklamada şu hususlara yer verilmiştir:

Türk yargıcın cezaevinde ölümüne ilişkin İtalyan Yargıçlar Birliğinden (ANM) kınama:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan hükümetinin ağır baskısının ardından gözaltına alınan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu eski üyesi hakim Teoman Gökçe’nin tutuklu bulunduğu Sincan Cezaevinde öldüğünü öğrenmiş bulunmaktayız. Gökçe, 2016 yılından beri cezaevinde vefat eden 4. yargıç olmuştur”.

Sessiz bir şekilde sürdürülen ve insanlık onurunun yanı sıra en temel demokratik ilkeleri ihlal eden bu dramatik gidiş ANM tarafından bir kez daha en güçlü şekilde kınanmaktadır”.

İtalyan hakimlerinin meslektaşları Teoman Gökçe ailesine ve tüm Türk yargısına yönelik yakınlığın ifade edildiği açıklamada ayrıca İtalyan Yargıçlar Birliği (ANM) tarafından “tüm İtalyan ve Uluslar arası kurumlara bir an önce Türk hükümetinin insan haklarına ve hukukun genel ilkelerine uymayı sağlamaya yönelik acil müdahale gereği” belirtilmiştir.

Roma, 3 Nisan 2018

Kaynak:
www.medelnet.eu

KÖŞE YAZISI| Son 15 gün içinde vefat eden 3 OHAL kurbanından biri ihraç edilen hakim eşiydi

0

Ömer Faruk Gergerlioğlu

28 Mart 2018

Bugün farklı bir konuda yazacaktım ama son gelen intihar haberiyle fikrimi değiştirdim. Yine OHAL ve KHK faciaları üzerine yazmak zorundayım. Çünkü son 15 günde üç KHK intiharı gerçekleşti. İnsan hayatı kadar önemli bir şey yoktur ve bir insanın canına kıyması, öldürülme dışında her türlü siyasi gelişmenin üstündedir.

Son 15 gün içindeki üçüncü intihar vakası, bir KHK’lı eşine aitti. KHK’lı eski hakim eşi depresyondaki İngilizce öğretmeni Adalet Betül Çağdır ise dün Başaksehir’de 9. kattaki evinden atlayarak intihar etti. Hakim eşi ihraç edildikten sonra cezalandırmaya dönen tutukluluk sürelerinden dolayı izini kaybettirmişti.

Adalet hanım komşularına eşini çok özlediğini, güzel günlerin gelmeyeceğini, umutsuz olduğunu söylüyordu. Başakşehir’de bir lisede öğretmenlik yapan Adalet hoca sıkıntılar içindeydi, çünkü tüm hayatı alt üst olmuş, 14 yaşındaki oğlu ve annesiyle hayatını sürdürmeye çalışıyordu.

Cumartesi günü bir kutu ilaç içmiş ve 112’yi beklemeden bir komşusu onu hastane aciline götürmüştü. Kayıt esnasında aranan bir kişinin eşi olduğu ortaya çıkınca polisler gelmiş, bir polis ona “kocan Fetöcüymüş, sen de ihraç edilirsin” gibi sözler söylemişti.

Komşusu polisle tartışmış ve ona “intihar girişiminde bulunan bir kişiye bunlar söylenir mi, adını tespit edip şikayet edeceğim seni” diyerek tartışmıştı. İşin üzücü tarafı intihar girişiminde bulan Adalet hoca’ya Psikiatri konsültasyonu yapılmadan evine gönderilmişti. Bu durumdaki hasta aslında her an yeni intihar girişiminde bulunacak kişidir ve psikiatristin görmemesi önemli bir hatadır.

Ancak Acilde yaşanan hadise sosyal hayatta bize standart bir KHK’lıya yapılan uygulamayı hatırlattığı için ihmali garip bulmuyoruz(!) Pazartesi günü komşuları yerde kanlar içinde bir ceset görünce her şey bitmişti. Adalet hoca 9. kattaki evin camından kendini boşluğa bırakmıştı.

Derdini komşularına pek anlatmayan Adalet hoca intiharıyla tüm komşularına önemli bir gerçeği ve dehşeti yaşattı, hatırlattı. Belki bana haber veren kişiler olmasa KHK intiharları arasında bile sayılmayacak bu intihar, artık yöneticilere ve tüm topluma önemli bir gerçeği hatırlatmalı.

Kaynak:
ahvalnews.com

HABER| Türkiye kuvvetler ayrılığı konusunda da en sıkıntılı ülke ilan edildi

0

 

Alman Bertelsmann Vakfı tarafından kalkınmakta olan ve azgelişmiş 129 ülke hakkında hazırlanan raporda, dünya genelinde demokrasi ve hukuk devletlerinin krizde olduğu saptaması yapıldı. Raporda, ‘Boğaz’ın bozuk demokrasisi’ olarak nitelenen Türkiye’de siyasi durumun belirgin biçimde kötüleştiği ve kuvvetler ayrılığı ilkesinin dünyanın hiçbir ülkesinde olmadığı kadar zedelendiği belirtildi.

Alman Bertelsmann Vakfı tarafından yapılan araştırmaya göre, dünya genelinde demokrasiler zor bir dönemden geçiyor. Araştırmada Türkiye siyasi durumun belirgin şekilde zorlaştığı 13 ülke arasında sayıldı. Deutsche Welle’de yer alan habere göre Alman Bertelsmann Vakfı iki yılda bir hazırlanan “Transformasyon Endeksi”nin (BTI) sonuncusunun sonuçlarını kamuoyuna tanıttı. Kalkınmakta ve az gelişmiş olan 129 ülkenin değerlendirildiği araştırmada 1 Şubat 2015 – 31 Ocak 2017 arasındaki dönem ele alındı. Araştırmada, söz konusu 129 ülkeden 71’i “demokrasi” olarak tanımlanırken 58’inin “otokrasi” olduğu belirtildi. Demokrasi ve hukuk devletlerinin dünya genelinde krizde olduğu belirtilen araştırmada, “Giderek daha fazla sayıda ülkede yöneticiler kontrol mekanizmalarını genişletiyor” denildi.

‘Türkiye dengesini kaybetti’

Araştırmada 13 ülkede siyasi durumun “belirgin bir biçimde kötüleştiği” vurgulandı. Bu ülkeler arasında Yemen, Mozambik ve Türkiye’nin bulunduğu belirtilirken resmi olarak “demokrasi” olarak sınıflandırılan ülkelerde de birey haklarının kısıtlandığı ve hukuk devleti standartlarının da aşındırıldığı ifade edildi. Bunun özellikle Türkiye için geçerli olduğu, aynı zamanda Polonya ve Brezilya’da da görüldüğü kaydedildi.

Türkiye’nin “dengesini kaybettiği” nin belirtildiği araştırmada, dünyanın hiçbir ülkesinde kuvvetler ayrılığı ilkesinin Türkiye’deki kadar zedelenmediği belirtildi. Araştırmada “Boğaz’ın bozuk demokrasisi” olarak söz edilen Türkiye’de 2016 yılındaki darbe girişiminden sonra “düşünce, basın ve toplanma özgürlüğünün” ciddi biçimde kısıtlandığı, iktidarın topluma kendi görüşünü empoze etmeye çalıştığı, muhalefetin ise “marjinalleştirildiği” ifade edildi.

Kaynak:
www.cumhuriyet.com.tr

HABER| Savcıların o derneğin toplantısında ne işi var

0

 

Hukukla uzaktan yakından ilgisi olmayan Nurettin Yıldız ve İhsan Şenocak’ın öncülük ettiği derneğin toplantılarına katılan yargı üyelerinin durumu, merak uyandırdı…

Altı yaşındaki kızlar evlenebilir

Kız çocukları 7-8 yaşından itibaren tesettür şekli almalı

3 yaşında kız çocukları amcalarının yanına külotla çıkmamalı

Daha bebek ama neden 2 yaşında yürümeyi öğretmiyorsun da bekliyorsun. Tesettür de yürüyüş tarzıdır

40 santimlik dizlerinin 7 santimlik etekle açık kalması da taktik hata

Çalışan kadın fuhuşa hazırlık yapan sürece destek oluyor

Kadın haber sunduğunda erkeklerin ona bakmasında sakınca var ama haber sunan erkeğe kadınlar bakabilirler, bakmadan bakmaya fark var

Kız çocukları cehennem kadar risktir

Müslüman cihattan soğursa kaybeder. Demokrasi kafir işidir. Müslüman onu giyince bol olur. Yürüyemez. Parmaklarını sıkar.

Bu sözler “din adamı” Nurettin Yıldız’a ait.

ANINDA ERİŞİM ENGELİ…

Nurettin Yıldız hakkında ne yazılıp çizilse, Yıldız’ın avukatı tarafından tüm bunların hemen yargıya taşındığından söz etmiştik. Yargının ise, Türkiye’de görülmemiş bir şekilde çok hızlı karar alıp, sitelere erişim engeli getirdiğinden, tazminat davası açıldığından, hatta Twitter mesajlarının yasaklanıyor oluşundan bahsetmiştik.

ADALET VE MEDENİYET DERNEĞİ BULUŞMASI…

Adalet ve Medeniyet Derneği”, 2 ve 3 Aralık 2016 tarihinde Alanya Bera Otel’de, “Hukuk Öğrencileri Türkiye Buluşması” adıyla bir etkinlik gerçekleştirilmişti.

2016’daki bu buluşmaya, açılışta bir konuşma yapan Adalet Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Selahaddin Menteş, İstanbul Başsavcı Vekili Fuzuli Aydoğdu, Yargıtay Üyeleri Yusuf Kuzu ve Mustafa Çavuş’un yanı sıra Diyanet İşleri’ndeki görevinden istifa eden ve “Yani kızın şu sokaktan geçip de okula pantolonla giderken yüreğin parçalanıyor mu senin? 18 yaşında kaşını aldıran kızın üniversiteye giderken o halde, yüreğin parçalanmıyorsa vallahi kıyamet günü cehennem seni parçalayacak” diye açıklama yapan İhsan Şenocak ile “Nurettin Yıldız” da bu etkinlikte yerini almıştı.

Etkinlikte Yıldız ve Şenocak, bir de konuşma yapmıştı.

Odatv, 2016 yılında yapılan toplantıyı gündeme getirmiş, Yıldız’ın, bir hukuk toplantısında neden konuşturulduğunu sorgulamıştı. Etkinlikten sonra, Adalet ve Medeniyet Derneği’nin, Nurettin Yıldız’la ilişkisi de sorgulanmıştı.

BU KEZ TARİH 2017 YILININ ARALIK AYI…

Bir yıl önce Yıldız ve Şenocak öncülüğünde hakim ve savcıları toplayan Adalet ve Medeniyet Derneği, bu kez 2017 yılında bir etkinlik düzenledi. “Hukuk Öğrencileri Dünya Buluşması” adıyla yapılan etkinliğe ise, yine çok sayıda hakim ve savcı katıldı.

İstanbul Anadolu Başsavcısı İsmail Uçar, HSK Genel Sekreter Yardımcısı Ali Erdem, HSK Üyesi Cafer Ergen, Yargıtay Üyesi İslam Çiçek, Konya Barosu Av. Ömer Faruk Seleş, İstanbul Barosu Av. Rıza Yorulmaz, Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Celal Albay, Adalet Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Cengiz Öner, Antalya Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz, gibi hukuk adamları etkinlikte yer aldı.

Katılan savcı ve hakimler, Adalet ve Medeniyet Derneği sayfasının Twitter hesabından şu şekilde paylaşılmıştı:

Kaynak:

Odatv.com