OHAL’DE HAKİM VE SAVCI YARGILAMALARI

0
2593
BALIKESİR'İN BANDIRMA İLÇESİNDE HALI SAHADA FUTBOL OYNARKEN KALP KRİZİ GEÇİREREK HAYATINI KAYBEDEN CUMHURİYET SAVCISI AHMET BİÇER İÇİN BANDIRMA ADALET SARAYI'NDA CENAZE TÖRENİ YAPILDI. (TÜRKER YEŞİL/BALIKESİR-İHA)

Süleyman TÜRKARSLAN*

Türkiye’de son yıllardaki Anayasa değişiklikleriyle siyasi iktidarın büyük ölçüde tesiri altına giren Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (daha sonra HSK olmuştur), 2016’dan beri OHAL KHK’larının verdiği yetkiye dayalı olarak, dünya tarihinde örneği görülmemiş bir şekilde her üç hakim savcıdan birini (15.304 hakim savcının 4560’ını) ihraç etmiştir. Akabinde, Sulh Ceza Hakimlikleri, yetkileri dahilinde olmadığı halde, HSK’nın açığa alma/ihraç listelerini baz alarak, bayan hakim ve savcılar da dahil olmak üzere, her altı hakim ve savcıdan birini (2431) tutuklamış, 1311 hakim ve savcı hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulamıştır. (1) OHAL sürecinde ihraç edilen veya tutuklanan hakim ve savcılardan 5’i (Seyfettin Yiğit, Mehmet Tosun, Mustafa Erdoğan, Teoman Gökçe, Lale Yıldız) vefat etmiştir. (2)

Tutuklama kararlarının hemen hemen tamamına yakını, bu hakimlerin veya savcıların geçmişte verdikleri kararlarla ilgili olmayıp, 2014 HSYK seçimlerinde siyasi iktidarın desteklediği Yargıda Birlik Platformu (YBP-YBD) adaylarına oy vermemeleri üzerine hazırlanan fişleme listelerine dayanmaktadır. Gözaltına alınacaklar arasında 15 Temmuz’dan yaklaşık 2 ay önce 23 Mayıs 2016’da vefat eden savcı Ahmet Biçer‘in de ismi yeralmıştır. Tutuklu iken cezaevinde intihar ettiği belirtilen savcı Seyfettin Yiğit de 2014 HSYK seçimlerinde “karşıt” olarak fişlenenler arasındadır. Seyfettin Yiğit’le ilgili fişleme belgesi İsviçreli Yargıç T. Stadelmann tarafından yayınlanmıştır. (3)

Tutuklananlar arasından, özellikle daha önce yüksek mahkeme (Anayasa Mahkemesi, Yargıtay veya Danıştay üyeliği) hakimliği, Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı, Başsavcılık, HSK Müfettişliği gibi pozisyonlarda çalışmış hakim ve savcılar tek kişilik odalarda tecrit (hücre) uygulamasına tabi tutulmuştur. Hücre uygulamasına tabi tutulan hakim ve savcı sayısı, CHP eski milletvekili avukat Hüseyin Aygün tarafından, 16 Kasım 2016 tarihinde, 680 olarak açıklanmıştır. (4) Şu an itibariyle tecritte (hücre) tutulan hakim savcı sayısının 100 civarında olabileceğini tahmin ediyoruz.

Bunun yanısıra, ihraç edilerek maaşları gaspedilen ve tutuklanarak çalışma özgürlüğü ellerinden alınan hakim savcılar, malvarlıklarına da el konulmasıyla “sivil ölüme” mahkum edilmişlerdir.

Bilindiği gibi, hakim ve savcı soruşturmaları/kovuşturmaları özel usullere tabidir. Anayasa’nın 139 uncu maddesine göre, hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz. 2802 sayılı Kanunun 88 inci maddesine göre; ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hâlleri dışında suç işlediği ileri sürülen hakim ve savcılar yakalanamaz, üzerleri ve konutları aranamaz, sorguya çekilemez.

Diğer taraftan, sulh ceza hakimliklerinin hakimleri ve savcıları tutuklama yetkisi yoktur. 2802 sayılı Kanunun 85 maddesine göre; hakimler ve savcılar hakkındaki tutuklama istemleri, son soruşturma açılmasına karar vermeye yetkili merci tarafından incelenir ve karara bağlanır.  Son soruşturma mercii ise ilgilinin yargı çevresinde bulunduğu ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesidir. (2802 s. K. m. 89)

Yukarıda anlatılan ve Anayasa ile 2802 sayılı Kanunda belirtilen, hakimlik teminatı, tutuklama yasağı, özel soruşturma ilkeleri, OHAL gerekçe gösterilerek ihlal edilmiş, 2431 hakim ve savcı, “terör örgütü üyeliği” ve “suçüstü” halinin varlığı iddiasıyla tutuklanmıştır. Elbette bu ilkeleri/düzenlemeleri hakimlerin/savcıların bilmediği düşünülemez. Ancak, Ankara savcısı Serdar COŞKUN’un, yetkisi kapsamında olmadığı halde masumiyet karinesini çiğneyerek ve tüm Türkiye genelindeki sulh ceza hakimlerine emir niteliğinde bir yazı göndererek, açığa alma listesindeki hakim ve savcıların “darbeye teşebbüs” suçundan “tutuklanmalarının sağlanmasını” istemesi, siyasi iktidarın baskısına boyun eğen yargının içler acısı halini resmetmiştir: (5)

“Türkiye genelinde hükümeti devirmeye ve anayasal düzeni cebren ilgaya teşebbüs etmek suçunun halen işlenmeye devam edildiği, bu suçu işleyen Fethullahçı terör örgütlenmesi üyelerinin yurt dışına kaçıp saklanma ihtimali bulunduğu anlaşıldığından Türkiye genelindeki Fethullahçı terör örgütlenmesine mensup hakim ve savcıların listesi ilişikte gönderilmiştir.

1- Bütün iller ile irtibata geçilip listede adı geçen hakim ve savcıların acele gözaltına alınmaları,

2- İkametlerinde, çalışma odalarında ve araçlarında CMK 116. Maddesi gereğince arama yapılıp suç unsuru tespit edilmesi halinde CMK 327. Maddesi gereğinde el koyma işlemlerinin gerçekleştirilmesi,

3- Gözaltına alınan hakim ve savcıların Cumhuriyet başsavcılıklarına sevklerinin sağlanıp TCK’nın 309/2 maddesi gereğince tutuklanmalarının sağlanması,

4- Arama işlemleri sonucunda dijital materyallerin ele geçirilmesi halinde ilgili Cumhuriyet savcılıkları ile koordinasyon kurularak ilgili Sulh Ceza Hakimliklerinden CMK 134. maddesi uyarınca inceleme kararı alınarak gerekli incelemelerin yapılması,

5- Adı geçenlerin yurtdışına kaçma ihtimali bulunduğundan yurt dışı çıkışlarının acele önlenmesi,

6- Soruşturmaların tamamlanarak Türkiye genelindeki bu yapıya mensup hakim ve savcılarla ilgili yapılan soruşturma işleminin sonucunun bildirilmesi rica olunur. 16.07.2016”

Benzer şekilde, OHAL döneminde sulh ceza hakimliklerinin de skandal kararlarına rastlamak mümkündür. Ankara sulh ceza hakimi Yunus Süer, 10.11.2016 tarihinde, sadece bir sayfalık ve gerekçesiz kararla 345 hakim ve savcının (isimleri kararda geçmese de liste olarak karara eklenip) tutukluluğunun devamına karar vermiştir. Kararda, tutuklu iken intihar eden savcı Seyfettin Yiğit’in vefatından (15.09.2016) yaklaşık 2 ay sonra tutukluluğunun devamına da hükmedilmiştir. (6)

Bütün bunlara karşılık, AİHM, 16 Nisan 2019 tarihinde, tutuklu AYM eski üyesi Alparslan Altan v. Türkiye kararında, hakim sınıfından olan Anayasa Mahkemesi üyesinin soyut terör örgütü üyeliği suçlamasıyla suçüstü hali var kabul edilerek ve özel soruşturma usullerine uyulmadan tutuklanmasını AİHS’e aykırı bulmuş ve Türkiye’yi tazminata mahkum etmiştir. (7) Buna rağmen ne Altan ne de tutuklanan diğer hakim ve savcılar hakkında başından beri sakat olan soruşturmaların yenilenmesi yoluna gidilmemiş, hukuka aykırı usullere dayalı tutukluluk ve yargılamalar devam ettirilmiştir.

2 Eylül 2019 tarihine kadar, 1344 hakim ve savcı hakkında, 6 yıl 3 ay ila 26 yıl arasında değişen hapis cezalarına hükmedilmiş, bazılarının hükmen tutukluluklarının devamına karar verilmiştir. 1617 hakim ve savcı hakkında yargılama ise devam etmektedir. (8)

Sonuç olarak, AİHM Alparslan Altan v. Türkiye kararına rağmen, Anayasa ve 2802 sayılı Kanundaki hakimlik teminatı, tutuklama yasağı, suçüstü kurallarının ihlaline devam edilmekte, tabiri caizse “yasadışı yargılamalar” sürdürülmektedir.

*Yargıtay Eski Tetkik Hakimi

Dipnotlar:

  1. Anayasa Mahkemesi Selçuk Özdemir kararı. https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr
  2. https://www.freejudges.eu
  3. https://www.sozcu.com.tr, http://tsjustice.info/wordpress
  4. https://twitter.com/HuseyinAygun62
  5. https://twitter.com/PurgedJudgeTR
  6. http://tsjustice.info/pdf
  7. https://www.freejudges.eu/tr
  8. https://twitter.com/alicanuludag